|
Şu anda dünya ve evren bir bilgisayar ve bizim gibi onu kullanmasını bilmeyenlerin elinde gibi bir his var içimde. Hangi tuşa basacağımızı bilmiyoruz. Çoğu zaman yanlış tuşlara basıyor, yanlışları yaşatıyoruz; hem kendimize hem dünya ve evrene. Daha önce doğru tuşlara basmış olanlardan öğrendiklerimizle bu ana geldik; ancak daha basılacak o kadar çok tuş var ki dilerim yanlışlıkla programı silecek tuşa basmayız. Çünkü bilgisayarı ilk kullanmaya başladığım sıralarda bilmeden tüm programlarımı silmiştim. Bilgisayar simsiyah olmuştu. Umarım bizler evren bilgisayarımıza böyle bir zarar vermeyiz.
Evet, şaşkınız, çünkü bu bilgisayarı kullanmayı bilmiyoruz. Yaşamı kullanmayı bilmiyoruz. Nefes almayı dahi bilmiyoruz. Çevremizi saran, içimizi dışımızı madde bağında tutan enerjiyi kullanmayı bilmiyoruz. Sadece şartlandırılmış olarak sunulan geçmiş bilgiler içinde debelenip duruyor, aslında onlar buraya kadar bizi getiren bilgiler, doğru yâda yanlış. Bize bunu öğrettiler şimdiye kadar sunulan bilgiler. Asıl olan bu bilgiler ne kadar algılıya bildik. Sadece almak istediklerimizi alıp,
Anlayamadığımız ya da işimize gelmeyenleri, ya "âlimi bilir" diyip sorumluğu başkasına attık yâda görmemezlikten geldik. Şu ana kadar ne olduysa oldu ve bitti artık. Önemli olan bu andan sonrası... Bilgi olduğu gibi kalmamalı gelişmeli, bizlerin geliştiği gibi tüme dayalı her bilginin gelişmesine izin vermeli ve kabul mekanizmamızı daha da genişletmeliyiz.
Kuran derki:
"Hala anlamadınız mı? Düşünmüyor musunuz ki..."
Bu sözlerin altında herkesin anlamasını, herkesin düşünmesini istemesi yatıyor. Herkesin kendi içinde anlaması gereken birlik anlayışı var. Bunu kişi hissetmeden bütünün içine dâhil olamaz ve bu zincirleme reaksiyon içinde yerine oturtamadığı bir frekansla içine gireceği için sarsılır, yakalaması gereken ahengi yakalayamaz. Kaosa düşer...
|
|
|
|
|
İşte daha önce uyananların bir görevi de budur bir için olabildiğince bu dolanımı dengeli dağıta bilmek ilk önce kendisinin denge kalmasını sağlamak.
Dilerim hepimiz dengede ve yaratanın ahenkli enerjisinde yaşama devam ederiz.
Zamanın varlığına değeri BİZ biçtik.
Zamana sınırı koyan da BİZ'dik.
Ama yarattığımız zamanda kaybolan da BİZ'iz.
Şimdi hesap zamanı, al kalemi, kâğıdı.
Yaz şimdi, her "an"a bir değer,
İşte sonuç, hayatın "kaç"a değer.
Say kaybettiklerini, ver bir de değerlerini.
Say kazandıklarını, ver değerlerini.
Sonuç "denk" ya da "artı"da ise, öp kendi elini.
Eşittir SENİN DEĞERİN.
eksi ise, dertlenme daha "nefes" alıyorsun.
Yarın var ise hayatta,
Bir "artı" değerin daha niye olmasın?
Sevgi ışığıyla kalın!
Geçmiş Konulara Dön
|
|
|
|