ruzad.gg.jpg

Varoluş'un Sevinci
Sevgiyi Yaşamak
Sevgi Zamanı
Neşeye Övgü

Sevgiyi Yaşamak


ruzad_ba_likk.jpg


Sevgiyi yaşayarak sevinç ve neşeye ulaşabiliriz veya sevinç ve neşe ile sevgiye ulaşırız. Kuşkusuz burada egosal sevinçlerden söz etmiyoruz. Yaratışımızı veya varoluşumuzu derinden hissetmek sevinç ve neşe yaratır. Kendimizi sevgi konusunda çok yanıltıyoruz. Çoğu kişi sevgi içinde olduğunu, her şeyi ve her şeyi sevdiğini ileri sürer. Peki o zaman bu asık yüzler, öfkeli bakışlar, korkular niyedir? O sevgiye ne kadar yaklaşmışsak o kadar sevinç ve neşe içindeyiz. Dolayısıyla mutlu ve huzurluyuz.

Sevinç an'da yaşar. Kişi an'da değilse, neşeli sevinçli olması mümkün olmaz. Geçmiş çoğu kere üzüntüler ve bağışlamazlıklarla yüklüdür, gelecek ise endişeler. Ve insan geçmişte veya gelecekte yaşarken sevinçli olamaz. Geçmiş bir rivayet, gelecek ise bir tahmindir. Gerçek yaşam, gerçek varoluş şimdidedir. Geçmiş ve gelecekle ilgili mutluluk veren durumlar olsa bile bu asla bir sevinç veya neşe yaratmaz.

Sevinç ve neşede geçmişin hesabını kapatmak, bağışlayıcılık vardır, gelecek için ise sadece güzellik ve hayırlar üzerine ümitler ki bunlar bizi İlahi Sistemlerle bağlantılı kılar, bizi yükseklere açar. Gerçek ibadet yaratılış sevinci içinde yapılan her türlü eylemdir. Çünkü o eylem, içinde şükrü, kabulü, teslimiyeti, huzuru, bilgiyi, iyi ve doğru olanı taşır. Biz bunların hepsine sevgi diyoruz.

Sevgi her şeyi hayra götüren enerjidir. Sevgi, insanı doğrulayan, sevgi O'nun yolunu açan hayatiyettir. Hayır gördüğünüz ve O'nun adını anarak ve O'nun rızasını alarak yaptığınız her iş hayırlıdır şüphesiz. İçinizde O'nun sesini duymaya gayret ediniz. O'nu içlerinde duyanların yüz ifadesi "O" olur. O'nun parlaklığı, O'nun ışığı yüzünüze vurur. Bunun için O'na inanmak şarttır.

Bu düşünceye itiraz edenler her zaman vardır. Hemen ifade edelim, bu bir düşünce değil, somut bir bilgidir. İtirazcılar derler ki, hasta, aç, işsiz, evsiz insanlardan bunu beklemek gerçekçi değildir. Biz de deriz ki, bu önce sağlıklı, tok, her türlü olanağa makul bir derecede sahip kişilerden beklenmektedir. Onlar, sevinci, sevgiyi eylem haline getirdiklerinde ve bunun bir ibadet olduğunun bilincine vardıklarında zaten o hasta, aç, işsiz, evsiz barksız insanlar da bu olumsuz durumdan kurtulacaklardır.

Çünkü sevgi ve sevinçle ortaya çıkan eylemler gerçeğe hizmettir ve sonuçta üst gerçekleri kavramaktır. İlahi yasalarla birlikte titreşmektir.

Çünkü varoluş sevinci, insanı, sahibi olduğu halde farkında olmadığı meknuz gücün kullanımı demek olan bir üst realiteye geçirecektir.

Hayır bilginin Yüce Kudretle birleşen en büyük armağanıdır.

Kudretin değişmeyen tek unsuru teslimiyettir. Teslimiyetse, süreklilik arz eden doğru davranış.

Sevgi diyoruz, hayır, şükür, teslimiyet, sevinç, sevgi vs. Gerçekte söylemeye çalıştığımız o HÂLdir. O tek HÂL'i kavrayamadığımız, yaşayamadığımız için parçalara bölüyoruz. O parçalar ki hep birbirine bağlı ve birbirinin içinden çıkıyor.

Çok mu zordur? Başlamazsak zordur, hemen başlarsak kolaydır. Çünkü insanlığı bir üst realiteye geçirecek hayırlar dizisi, domino taşları gibi birbiri ardına dizilmiştir.

İşlediğimiz hayırlar, ettiğimiz şükürler bizi neden sevinç ve neşe içinde olmamızı sağlamıyor? Çünkü devamlı değil. İçte nefsin istekleri var.O Yücelik içlerin istediğini verir de bir hayrı tekrar geri aldığı için onlardan, o içlerindeki onları sıkar ve hayrı bir anda karartıverir.

devam: SEVGİ ZAMANI


ruzad@ruzad.org