ruzad.gg.jpg

Varoluş'un Sevinci
Sevgiyi Yaşamak
Sevgi Zamanı
Neşeye Övgü

Varoluş'un Sevinci


ruzad_ba_likk.jpg

VAROLUŞ'un SEVİNCİ

Güney HAŞTEMOĞLU

varolusun_sevinci.k.jpg

Dünya insanının önde gelen gereksinimini sevinç ve neşedir; çünkü insanın yaratıcılığı, üstün yetenekleri, ruhsal gücü, sevgisi neşe ve sevinç ile ortaya çıkar. İnsanlığa hizmet, amacına ulaşmış bir yaşam ancak neşe ve sevinçle mümkündür. Neşe ve sevinç korkulara, ön yargılara yer vermez, özgür bir zihin yaratır.

Genelde ruhsal konularla, Yaratan'a olan inançla, neşe ve sevinç arasında bağ kurulmaz; neşe ve sevincin bu dünyada olanaksızlığı kabul edilir. Hatta bizatihi varoluşun sevinç ve neşe olduğunu ileri sürmenin bir nevi romantizm olduğu, akıl ve mantıktan uzak bulunduğu söylenir. Eğer alemlerin aşk üzerine yaratıldığını kabul ediyorsak, sevinç ve neşe aşk'ın en doğal sonucudur.

O'nun Varlığına, Sevgisine, Koruyuculuğuna inanıyorsak neşe ve sevince ne engel olabilir?

İyilik, doğruluk, bilgi ve sevgiyi en yüksek ahlak seviyesinde yaşama geçirmek üzere gayret ve çaba içinde isek, insana bahşedilen nice nimetin farkındalığı ve şükrü içinde isek nasıl neşesiz olabiliriz?

Bize şahdamarımızdan daha yakın olan O'nun, sesini kalbimizde duyup, eyleme çeviriyorsak sevinç ve neşe her an bizimle birliktedir.

Ruhsal Planımızın, yaşadığımız olayları bizim yükselmemiz için hazırladığına inanıyorsak ve olaylar karşısında tevekkül, teslimiyet, kabul içinde olabilirsek yaşam sevinç ve neşeden başka ne olabilir ki?

Bu kuşkusuz zordur. Ancak neşe ve sevincin, eyleme çevrilmiş ruhsal bilgilerimizle, yüksek ahlakımızla, aktif bir farkındalık, aktif bir kabul ve teslimiyetle, özetle O'na olan inancımızla bağlantısını görebiliyorsak, üzüntü ve korkuların bizde yeri kalmaz.

İşte sitemizin adı bu nedenle Yaratılış Sevinci'dir, amacımız, hepimizi O'na olan inancımızı neşe ve sevinç seviyesine yükseltebilmek için düşünce ve eyleme davettir.

HUZUR VE MUTLULUK BİR SEÇİMDİR

Tüm dinler insana, O'nun hayır ve yardımlarıyla kuşatıldığı, O'nun kendisine çok yakın olduğu bilgisini vermiştir. Ve insan bu bilgiye inandığını zanneder. Gerçekte ise inanmadığı için, bilgiyi eyleme çevirmez, çevirmeyince bilgi bilinir duruma geçmez. Sonuçta verilmiş olan onca bilgiye rağmen insan zamanın ve olayların dilini çözemez, zamana ve olaylara doğru bakamaz, mutsuz ve huzursuz olur.

1900 lerden bu yana dünya insanına Büyük Müjdeler, fizik ötesi âlemlerin sırları çok açık olarak verilmektedir. Daha önce dinler tarafından o devirdeki şuurlara sembollerle verilmiş olan gerçek bilgileri, bugün dünyanın her tarafındaki insanlara çok açık verilmekte ise de insan yine kurtulmak, gerçek yaşama geçmek için ne yapması gerektiğini anlayamamaktadır. Çünkü, O'nunla olan yakınlığının bilgisine rağmen bu yakınlığı hissetmiyor; o hissedişin gereği olan doğruluk ve iyilikten uzak duruyor; O'nun sevgisi ile sarılmışken başka sevgiler arıyor; O'nun huzurunda yalan söylemeye, öfkelenmeye, kıskanmaya, halinden devamlı şikayete, tembelliğe devam ediyor. İnsan, içinde bulunduğu an'dan O'nun seslenişini duyamıyor. Çünkü zihni gelecek endişeleri ve geçmişin küskünlükleri, affedemeyişleri ile yüklü; zihinsel dırdırını durduramıyor.

Gerçekte insan sevginin, mutluluğun ve huzurun güneşi olarak yaratılmıştır. Zaman ve uzay içinde geriye ve ileriye tüm varlıklara bu sevgiyi, mutluluğu ve huzuru tesir olarak yaymakla görevlidir. Ödenecek borç budur, insanlığa yardım budur, evrene karşı görev budur. Güneş insana veya dünyaya yardım için gelip tarlaları ekmiyor, ağaçlara, çiçeklere bahçıvanlık yapmıyor. Güneş hiç ayrım yapmadan, koşulsuzca çevresine yalnızca, henüz sırrını çözemediğimiz ışığını gönderiyor ve o ışık dünya ve üzerinde ne varsa onların kendi içlerindeki gücü aktif hale getiriyor ve dünya dediğimiz muhteşem sistem tüm sevinci, tüm mutluluğu ile devinime geçiyor.

İnsan da önce kendisi mutlu ve huzurlu olacak ki sevginin, mutluluğun enerjisini yaymaya başlasın ve bilemediğimiz zaman ve uzay sonsuzluğunda bilemediğimiz sistemlerin mutlulukla devinimini sağlasın. Ne var ki insan çok küçük nedenlerle bu bilgiyi anlayamıyor ve huzuru ve mutluluğu değil, bir yaşam halüsinasyonu içinde mutsuzluk ve huzursuzluğu seçiyor.

Tüm âlemler İlahi Aşk üzerine kurulmuştur. Yüce Sevgi, Gerçek Sevgi, İlahi Aşktır. Bu sevgiyi henüz insanlık tanımıyor.

Kısaca sevgi deyip geçiyoruz. Sevginin tezahürleri huzurdur, hayırdır, teslimiyettir, güçtür, hizmettir, mutluluktur, kulluktur, sevinç ve neşedir.

devam: SEVGİYİ YAŞAMAK


ruzad@ruzad.org