|
Elementallere Tapınma
Toprak Cinlerine (maddeye) Tapma: PUTLAR
Ateş Cinlerine (nefse) Tapma: SATANİZM
Tevrat'ta GOLEM, şekilsiz madde, çamurdan oluşan ruhsuz (aklı melekeleri olmayan) beden (model) olarak tanımlanır. Kızılderili mitolojisinde de yaradılış ile ilgili şöyle bir öykü vardır. Yaradan topraktan bir insan modeli yapar ve fırına atar, yanan model simsiyah olur; böylece zenciler ortaya çıkar; başka bir model daha yapar, fırınlar; bu kez süresini kısa tutar, doğru dürüst pişmeyen model beyaz kalır, böylece soluk benizliler ortaya çıkar; son bir model daha yapar, fırınlar; bu kez tam kıvamında pişen toprak kalıptan Kızılderililer yeryüzüne dağılır.
...............................
HİCR Sûresi:
28.ve senin Öz Varlığın, meleklere dedi ki: "Şüphesiz beşeri yaratacağım, pis kokulu çökelmiş balçıktan!" [min salsâlin min hamein mesnûn]
29."Seviyeleri olacak ve ona secde edilmesi için, ruhumdan üfleyeceğim!" (feizâ sevveytühü ve nefahtü fiyhi min rûhiy feka'û lehü sâcidiyn)
..............................
Yaratım aşamasında Karbon bazlı proteinden yaratılan madde bileşiminin ruh kazanması için uzun bir sürenin geçmesi gerekmektedir. Tevrat, insan denilen modelin, 7.GÜN'de yani TUR'da ortaya çıktığını yazdığına göre, o zamana kadar, maddenin şuur kazanması söz konusudur. Bir hadiste, "ruh ile ceset arasında 4.000 yıl olduğu" belirtilir. Ceset, bu gün de kullandığımız şekliyle, ruhsuz kalıbın kendisidir. Üstelik ilk yaratımın daha seyyal (süptil) varlıklar olduğu da spritüel kaynaklarda yer almaktadır. Giderek kabalaşma devam etmektedir. Açık şuurlarca anlatılan ULU İNSAN MODELİ, kapalı şuurlarda toprak kalıp ve put şekline dönüşmüştür.
..............................
Yasaları giyinmiş mevcut tüm bilgili ve Yüceliğin emrindeki enerjiler, bu kalıbın yaratımı ve hayatiyet kazanmasında, fıtrat giyinmesinde, aklını ve iradesini kullanmasında rol almalarına rağmen; "İblis" (Lusifer/kendinden ışıyan) veya "benlik" denilen daha yüksek zekî enerji grubu, bu kalıbın gün gelip yaratıma baş kaldıracağını ve kendisini yegâne efendi göreceğini bildiğinden, toprak enerjilere (cinler) nüfuz etmek istememiştir.
Pis kokulu veya kokuşmuş olmak, Cehennem'in SAKAR katının yani 4.Kapısının da sembolüdür. Dolayısıyla bu kişiler dedikoducu, lanetli, bozulmuş, vicdansız kişiler olarak Öz Varlığı da inkâr edecek, sorgulayacak ve eş koşacaklardır. O halde, Toprak katlarının ve en alt nefsaniyetin, yani emmare'nin bu basamaktan başlaması gerekecektir. Kur'an'da başlı başına "Mutaffifiyn" (Kokuşmuşluk) Sûresi mevcuttur.
................................
Ancak projenin hedefine ulaşması için kalıbın "benlik" bilincine sahip olması gerektiğinden, toprak kalıpların idrakleri açılana dek, ateş grubu (cinleri) ile birlikte devreye girmesi öngörülmüştür. Bu da cinlerin saf ateşten (enerjiden) mi, yoksa katışık ateşten (enerjiden) mi olduğu ile ilgili yorumlar durumdadır. 2 çeşit ateş grubu söz konusudur, adeta oktav farkıyla: Biri, doğal ortamda, tekâmülle şuurlanan fiziksel cann (ateş) enerjileri, diğeri Yücelik'ten gönderilen ve frekans düşürerek toprağa adeta saplanan yakıcı benlik (ateş) enerjileri.
|
|
|
|
|
Bu enerjilerin devreye girmesindeki en büyük risk, düal/ ikili sistemde cann enerjileri şaşırtarak madde (toprak) enerjilerde şiddetli arzular, istekler, zevk (azap), heyecan, cinsel arzu (zinâ), şiddet, tutku (zebânî), her şeyde aşırılık/ ifrat (ifrit) tarzında belirmesidir.
Bu durum bireysel olarak kişinin kendi kıyamına, toplumsal olarak bütünün kıyamına ve de 6.TUR'un sonundaki hesaplaşmaya kadar sürecek demektir. Ve akıllanmayan toprak kalıplardaki bu olumsuz kişilik sapmaları, sövülerek (aforoz edilerek) toplumdan uzaklaştırılacaktır.
...............................
İblis'in madde ortama frekans düşürerek girip toprak kalıpta cann ile birlikte belirişinde, isyankâr ve aldatan, maddesel zevklere düşkün, kötü huylu, benlik kibri ile şaşırtan zekî beşer grubuna "cin", olumsuz tesirin kendisine "şeytan" denmiştir. "Şeytan'ın şerri" ifadesi, bu zekî tesir gücünün yaratacağı kötülüğü, ayaklanmayı, şaşırtmayı, dengesizliği ifade eden bir kavramdır.
Bu bağlamda, bir kez daha SATANİZM'in ahlâk anlayışına dönüp bakmak gerekmektedir: Toplum tarafından kabul görülen tüm temel ahlak kuraları deşilmektedir. Cinsel sapıklıklar, cinayetler, kara büyü ve cadılık Satanistlerin temel uğraşlarıdır. 13 sayısının kutsallığına inanırlar. 666 sayısına özel bir önem verdikleri bilinmekte olup, bu sayının kutsal kitaplarda (Tevrat, Zebur, İncil) geçen Şeytan ile ilgili ayet sayısına denk olduğu düşünülmektedir.
.............................
Satanist törenler, pentagram (daire içine çizili ters yıldız) işareti etrafında mumların yakılması, baltaların elde tutulması, ters haç işaretinin çizilmesi veya tahta bir haçın yakılması, Şeytana dua edilmesi ve kurban olarak bir kedinin kesilerek kanının içilmesi tarzında gelişir. Burçları aynı olan veya birbirine yakın kız ve erkeklerin cinsel ilişkiye girmesiyle tören biter. Bazı ayinlerde bakire kızlar ve yeni doğmuş bebekler de kurban edilir.
..............................
Burada düşündürücü olan ortak payda, o dönem Arap kabilelerinin kız çocuklarını katlederek diri diri toprağa gömme ritüelidir. "kutile" sözcüğü, kılıçla yani kan dökerek öldürmektir ki kurban da öyle kesilir. Yani kız çocuğu kurban edilip daha ölmeden gömülmektedir. Oysa Hz. İbrahim'den de hatırlanacağı üzere, ilk ürünün feda edilmesinde kurban, "oğlan" çocuğu olup, Mısır'dan ve Kartaca'dan gelen bir gelenektir.
TEKVİR Sûresi:
8.ve diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda (ve ize'l-mev'üdetü süilet),
9.hangi suçtan katledildiği (kurban edildiği)? (bieyyi zenbin kutilet)
Dolayısıyla, akıl ve zihnî melekeleri açılmamış, etki altında kalan, kolay aldatılıp sürüklenen beşerin saf toprak grubu ise "ins" olarak ifadelenmiştir. Bu yüzden H.Muhammed, hem inslere hem de cinlere (ya da satanistlere) doğru yolu göstermek üzere elçi olarak gönderilmiştir.
...............................
Metnin daha geniş açıklaması dernekten temin edilebilir.
|
|
|
|