ruzad.gg.jpg


Elementallere Tapınma

Toprak ve Ateş Cinlere Tapınma


Elementallere Tapınma


ruzad_ba_likk.jpg


Selma MİNE

elementallere_tap_nma.jpg

İslam'da CİNLer

İslâm'ın cin tanımında adeta iki ayrı varlık anlatılmaktadır:
1.Sırf zekî enerjilerden oluşmuş elemental varlıklar (saf cinler): Cinler, âdemden 1000 yıl önce yaratılmıştır. İstemedikleri takdirde, insanların duyu organlarıyla algılanamaya-cağına; çeşitli şekillere girebildiklerine, kuvvetli ve hızlı olduklarına inanılır. Geleceği ve gaybı bilmezler. Ancak Allah'ın kendilerine bildirdiği kadar bilgiye sahiptirler. İnsanlara yardım edenlerine huddâm (hizmet eden) denir.

2.Materyalize olmuş varlıkların enerji (astral) bedenleri (katışıklı cinler) ve bu kişilerden oluşmuş gruplar: İnsanlar gibi yerler, içerler, evlenirler ve çoğalırlar. Erkekleri ve dişilikleri vardır. Fani, yani ölümlüdürler. Fakat insanlardan daha uzun süre yaşadıklarına inanılır. Ruhani (görsel) varlıklardan olduklarından, insanların görmediği ve bilmediği birçok olayları görür ve bilirler. İnsanlar gibi belli işleri yapmakla sorumludurlar. Hıristiyan, Musevî ve putperest cinler vardır. Cinler de ibadet etmek zorundadırlar. Bu nedenle yaşamları sırasında yaptıklarının hesabını insanlar gibi vereceklerdir. Öldüklerinde, iyi işler yapan ve inanan cinler cennete, kötü işler yapan ve inanmayan cinler ise cehenneme gider. Son peygamber Hz. Muhammed, İslâm'ı cinlere de anlatmıştır. Bir kısmı kabul ederek Müslüman olmuş, bir kısmı ise kabul etmemiştir.

RAHMAN Sûresi:
39.Ki o dönemde, ne inslere ne de canlara suçları sorulmaz, [Feyevmeizin lâ yüs'elü an zenbihi insün ve lâ cânn]
40.Özünüzün yüceliğini nasıl yalanlarsınız? (febieyyi âlâ-i rabbikümâ tükezziban)

Her iki varlığın da yükselmesi durumunda, suçlarının sorulmayacağı, çünkü Amel (eylem, Karma) Defteri'nin (Ayet:7'de) kapanacağı ve yeni bir düzene geçecekleri bildirilmiştir. Bu Yüce Öz varlığın verilmiş sözü olduğu halde, hem insler hem de cinler tarafından yalanlanmıştır. Bu yalanın mesnedi nedir? Nasıl bilinmeyen, anlaşılmayan bir değer yalanlanabilir? Bu soru, RAHMAN Sûresi boyunca 33 kez tekrarlanacaktır. Bu sayı, HAYAT AĞACI'nın 32 yolunu da işaret etmektedir. Her biri bir sıçrama basamağı, zihin açılışı ve aydınlanma istasyonudur; sonuçta 33.basamak İMAME yani tepe çakrada, Yüce akıl, irade, muhakeme, mantık ve idrak ile yüzleşmektir. Bu değerlere daha önceki ne bencillik ne de nefsaniyet ile ulaşmak olası değildir.

RAHMAN Sûresi:
56.Şüphesiz, yolun sonundaki temiz soylulara/ erdemlere [fiyhinne kaâsırât'üt-tarfi] ne önceki insler ne de cin taifesi temas etmedi/ dokunmadı, [lem yatmishünne insün kablehüm ve lâ cânn]
72. İri (siyah) gözlü güzeller, ehramlardadır, [Hürûn maksürâtün fiylhıyâm]
74.Önceden ne insler ne de cân/ruh kendilerine dokunmamıştır, (Lem yatmishünne insün kablehüm ve lâ cânn]

abaiulvi-surlanma.jpg

Abâ-i ulvî yani yüce babalar denilen zihinsel işlevler ile akıl ve ruh melekeleri, kare şeklinde gösterilen 4 temel unsurun (anasır) yani ümmühât-ı süflî'nin üzerine oturan ehram/ piramit şeklinde sembolize edilmiştir. Dolayısıyla, o noktaya doğru doğrulan, yükselen veya çıkan kişiler, aydınlanmış, hikmet sahibi olarak tahta çıkacak, Öz Varlık ile yüzleşecek ve onun cömert akışından nasiplerini alacaklardır.

RAB (Öz Varlık), RAHMAN (Bilge) ve RAHİM (Ortam) haline gelmek, Eski Mısır'da RA'nın Gözü, Greklerde ise Bereket Tanrıçası DEMETER olarak sembolize edilmiştir. Bu boyuta erenler, cömert akıştan nasiplerini alacak olan kişiler olarak, ne toprak kalıplardaki akılsızların ne de bencillerin ulaşamadığı düzeyde bulunacaklardır.

5.Cennet katında Hu.Ri denen dişil varlıklardan söz edilir. H: Hakk, gerçek (TOPRAK); R: Rab, eğitmen, öz varlık (TOPRAK). Hakk, aynı zamanda görsel kişiliğin de son basamağı olduğuna göre, "Rabbin Gözü" olma, onun gördüklerini ve algıladıklarını materyalize etme hali devreye girmekte demektir.

En'âm Sûresi: 6
100.ve cinleri yaratan Yüceliğe onları ortak saydılar (ve ce'alû li'l-lâhi şürekâ'el-cinne ve halekahüm,), ve bilgileri olmadan O'na oğullar ve kızlar uydurdular (ve harakuû lehüu beniyne ve benâtin biğayri ilm,), O Yücelik ve sonsuzluk, sıfatlardan arınmıştır (sübhânehu ve teâla ammâ yesıfûn).

Yeterince zihinsel aktivitelerini açamayanlar veya hakikat bilincine eremeyenler, o yücelik ile ilgili çeşitli fikirler (oğullar) ve biçimler (kızlar) uydurmuşlardır. Oysa böylesine muhteşem bir niceliğin ve var oluşun, biçim ve nitelik ile bir bağlantısı yoktur; olamaz. Yine de âyetlerde, "benzeterek" anlatım üzerinde durulmuştur. Bu ayete ve Tevrat'ta sözü edilen "benzeyiş" ve "sûret" ifadesine atıfla Muhyiddin-i Arâbî, "Önce teşbih et (benzet), sonra tenzih et (arındır)" diyerek, keşif ehli'ne yol göstermektedir.

Elementallere Tapma


ruzad@ruzad.org