|
İnancın ilk önkoşulu düşüncedir. Düşünen kimseler doğal olarak inancı yapılandırırlar. Düşünmeyenlerin inançları kendilerine ait değildir. Düşüncenin önünde önyargılar varsa inanç yer bulamaz. İnanç özgür düşünce ile varolur. "Olamaz" ifadesi önyargıdır. Bir şeyin olamayacağına, hatta "şimdi" olamayacağına inanıyorsanız esasen inanmıyorsunuz. Zira her şey anda meydana gelir.
İnanç canlı ve her şeyi kapsayan bir yapıdır. Hayatın tüm alanlarında kendini gösterir. İnsanın hangi durumda ne yapacağını belirler. Kişinin yaptıklarına bakarak inancını görebiliriz. Zihindeki idealler de tabii inancın bir parçasıdır ama onlara doğru bir çaba yoksa onlar hayallerden ibarettir. Buna göre inancın önündeki ikinci engel iradeyi kullanamamaktır. "Yapamam" demektir.
İradeyi kullandıktan bir süre sonra yılgınlığa düşmek sonuncu engeldir. Sürdürme başarılırsa farklı bir varoluş boyutu kazanılır. Görev boyutudur. Sağlam bir insanın doğal olarak geleceği yerdir. Son engele takılıp çabalamaktan vazgeçtiği anda, geriye doğru bir bir çöküş yaşar. Önce irade gücünü kaybeder, hiçbir şey yapamaz hale gelir. Hemen sonra hükümler verir. "Şöyle olduğundan dolayı böyle oldu" gibi vicdan aldatır. Düşünce özgürlüğü de gitmiş olur. Bir zaman sonra inancını, o güzel duygularını istese de geri getiremez. Solmuş bir çiçek gibi...
İNANÇ KAYBEDİLEBİLİR Mİ?
Temeli sağlam olmayan inançlar çökerler. Temelin sağlam olması için dıştan, zihnen kabul ettiğimiz doğruların, içten de benimsenmesi ve sürekli yaşanarak özümüze geçirilmesi gerekir.
Her şuur seviyesinin inancı farklıdır. Bazı bilgilere vardıkça eski inançlarımızı bırakırız. İnanç bir giysi gibidir. Eski bilgilerimizin yeterli olmadığını fark ettiğimizde artık yeni elbisemiz hazırdır. Bu durum inanç kaybı değil, ilerlemedir.
İnanç kaybı esasın kaybıdır. Değişmeyen esasların kaybı acıdır. Ölümle eşdeğerdir. Yaşamın ve emeklerin inkârı ile hüküm vermedir. Kalbin kapanışıdır. Bu durumdaki kişiye gerçekler eskisi gibi olmayacaklardır. Yeni düşüncesi doğrultusunda geri çekileceklerdir. Kişi, daha kaba bir ortamın yasalarına tâbi olacaktır. Bu ona hükümlerinde isabetli olduğu yanılgısını yaşatır. Oysa o kendi kendini oraya hapsetmiştir.
Yolda yürüyüşümüzde inişler çıkışlar her zaman olabilmektedir. İnişler inancımızın sönükleştiği zamanlardır. Bunun tamamen kayba dönüşmemesi için kişi yardım almalıdır. Birlikte yürüyüş bu yüzden çok önemlidir. Durumunun farkında olan kişi, bir yanda hüküm tehlikesi olduğunu, diğer yanda yardım eli ve umut ışığı olduğunu bilir. Sürekli duaları ve çözüm arayışı ile feraha çıkar. Bazen tek bir duyuş kurtarıcı olabilir, gereğini yapmak şartıyla...
BAŞA DÖN
|