ruzad.gg.jpg


DOĞA RUHLARI: ELEMENTALLER (2) - SAF ZEKÂLAR


DOĞA RUHLARI: ELEMENTALLER (2) - SAF ZEKÂLAR


ruzad_ba_likk.jpg


Selma MİNE

safzekalar.k.jpg

IŞIK - ATEŞ - SES EVRENLER

Tevrat, Yaradılış, Bap:2
1.ve gökler ve yer ve onların bütün orduları tamamlandı.
2.ve Allah, yaptığı işi 7.günde bitirdi; ve yaptığı bütün işten 7.günde istirahat etti.
3.ve Allah 7.günü mübarek kıldı ve onu takdis etti; çünkü Allah yaratıp yaptığı bütün işten o gün istirahat etti.
4.Rab Allah yeri ve gökleri yaptığı günde, yaratıldıkları zaman, göklerin ve yerin asılları bunlardır.
5.ve henüz yerde bir kır fidanı yoktu; ve bir kır otu henüz bitmemişti; çünkü Rab Allah yerin üzerine henüz yağmur yağdırmamıştı; ve toprağı işlemek için adam yoktu.
6.ve yerden buğu yükseldi, ve bütün toprağın yüzünü suladı.
7.ve Rab Allah, yerin toprağından adamı yaptı ve onun burnuna hayat nefesini üfledi; ve adam, yaşayan can oldu.

Madde yaratımından önce temel kavramlar saptanmış; daha sonra bunların temsilcileri devreye girmiştir. Bunun 7.turda/ döngüde tamamlandığı anlaşılmaktadır. Başlangıcında 7.gün, bereketli, (şimşek/yıldırım gibi) enerjilerin şiddetle nüfuz ettiği bir dönemdir. Buna feyz-i akdes denmiştir. Adeta potaya konan ve kubbesi (kapağı) kapatılan çorba, pişmeye ve dinlenmeye bırakılmıştır. Bunlar asıl yazılımdır ve henüz maddeleşmemiştir. Dolayısıyla, inecek olan bilgiyi idrak edecek ve geriye dönerek ona ulaşmaya çalışacak (feyz-i mukaddes) bir varlık da yoktur.

Derken maddede bir kıpırtı, şuurlanma ve talep gelmeye, toprak enerjiler biçimlenmeye başlar. İşte bu aşamada, ona hayatiyet kazandıracak olan ateş enerjiler devreye girer.

spt.08.jpg

Evrensel kademelenmede 3 evrenden söz edilir: IŞIK evren, ATEŞ evren, SES evren.

Hatırlanacağı üzere 1.ayna (beliriş) IŞIK evrendir. 2.ayna, ışığı oluşturan kavramsal enerjilerin gölgeleri, bu potada yoğunlaşarak ortaya çıkan enerjilerdir ve buna ATEŞ evren denmiştir. Bu kavramın, daha alt boyutlardaki ateş enerjiler ile karıştırılmaması gerekir. SU, bu aynada ateşin yanında yer alacaktır; çünkü enerjiler arasındaki frekans farklılıklarından oluşan katmanlar, birbirinden ayrılan denizler olarak ifade edilmiştir. Bu yüzden Musevî Mistikleri, "Su, su deme, o su, bildiğin su değildir!" demişlerdir. Keza "Su"dan ateş'in çıkması" da yine bilgi katmanlarından aklî melekelerin devreye girmesi şeklinde ifade bulmuştur.

3.kez aynalanma ile bu evren de gölge atacak ve frekans düşürerek SES evreni oluşturacaktır. Buna ultrason evren demek de olasıdır. HAVA ve TOPRAK, bu katın temsilcileridir. Biçimsel kaplar/ kalıplar/ modeller, en düşük frekanstaki toprak enerjiler tarafından oluşturulacak; bu kap (model) ise boş bir testi gibi çınlayacak (düşünecek ve düşündüğünü ifade edecek) yani ses verecektir. Dolayısıyla SU, bu aynada bilginin akışına dönüşecektir.

Göklerin orduları:
1.IŞIK evrende kavramlar, yasalar;
2.ATEŞ evrende akıl ve zihin melekeleri, yetkinlikleri;
3.SES evrende Ateş+Hava, Su+Toprak zekî enerji zerreleri olduğu düşünülürse; havanın ateşi, suyun toprağı beslemesi; daima havanın içinde suyun buhar, toprağın toz, ateşin kıvılcım olarak bulunması; su ve ateşin her şeyi çözüp yakarak farklı maddeye çevirmesi programlarıdır. Dolayısıyla, hepsi birbirinin içinde enerji zerreleri halinde bulunmaktadır.

Kavramsal olarak düşüncenin ruhsal coşkuyu (akıl, idraki irade, mantık, muhakeme) körüklemesi; yaratıcı bilginin tasarımlar ve formlar halinde ortaya çıkması; düşüncenin içinde mutlaka yaratıcı bilgi, biçim ve idrakin zerreler halinde bulunması; yaratıcı bilgi ve ruhsal coşkunun her şeyi etkileyip yeni bir şekle sokması söz konusudur.
....................

Birbirleriyle yansız durumda olanlar da mevcuttur: Hava ile Toprak'ta olduğu gibi. Bunlar birbirini ne besler ne destekler ne de etkileşime girerler; ama yan yana ve iç içe bulunabilirler. Toz zerreleri havayı ağırlaştırır ve kirletirken, havalanmamış bir toprak verimsizdir. Su ile Ateş'te ise tam tersi olmaktadır. Fizikte su ateşin bütün enerjisini emerek büyük bir cayırtı ile onu söndürür.

Kavram olarak düşünce devinimi ile biçim birbiriyle doğrudan etkileşimde değildir, birbirlerini beslemedikleri gibi desteklemezler de. Ama birlikte bulunabilirler. Biçimsellik, düşünceyi ağırlaştırır, hatta durgunlaştırır; düşüncenin yenilemediği, tazelemediği biçim de verimsiz olur. Yaratıcı bilgi, ruhsal coşkuyu (yani belirgin irade, idrak, mantık, muhakeme ve aklı) saf dışı bırakır; tamamen yeni bir düzen getirir. İşte bu, Gizemcilikte, sudan ateşin çıkması halidir; yani yaratıcı bilgi, yeni bir zihinsel meleke kapısı açar!
....................

Tevrat âyetlerini açan Kur'an âyetlerde inslerden (toprak), cinlerden (ateş) ve ilâhelerden (hava, su) sık sık bahsedilmiştir. Konuya açıklık ve derinlik kazandırmak açısından, bunları yakından incelemek ve özellikle biçime girmiş zekî enerjilere, aklı çalışmaya başlayan (ses veren) beşerin nasıl baktığını, onları nasıl gördüğünü anlamak mümkün olacaktır.

RAHMAN Sûresi:
14.Kuru çamur gibi çökelmiş balçıktan insan tasarımına bürünenler, [halâka'l-insâne min salsâlin kelfehhaâri]
15.ve korun dumansız alevinden cânn tasarımına bürünenler [ve halaka'l-cânne min mâricin min nâr]
16.Özünüzün yüceliğini nasıl yalanlarsınız? (febieyyi âlâ-i rabbikümâ tükezziban)

Ateşten yaratılan ilk eril cine Maaric eşine de Maarice denmiştir. Kelime kökü merec, kararsız ve mütehayyir (hımbıl, alık) olma anlamındadır. Bu durumda halis ateş ya da dumansız sâfi alevdendir. "Merc" kökünden ise hâlt edici yani karıştırıcı mânâsına da gelebilir; bu durumda muhtelit (karışık) dumanlı bir ateşten oluşmuştur.

PANDORA ve kıt akıllı eşi Epimesteus

Konuşmanın detaylı anlatımını ve devamını dernekten temin edebilirsiniz.


BAŞA DÖN

ruzad@ruzad.org