ruzad.gg.jpg

ÖZGÜR DÜŞÜNCE

AYDINLARIN SORUMLULUĞU

İNSANSAL DEĞERLER

SEVGİ NEDİR?

ÖZGÜR AKIL

BİLGİ-BELLEK-ÖTESİ

AKIL ve ÖTESİ


AKIL ve ÖTESİ


d_d_amblemi.1.jpg


AKIL ve ÖTESİ

(Özgün Akışlar)

_zen_bizsel_.s.jpg

Biyolog Özen BİZSEL

Akış: 26.12.2005

Akıl, kelime anlamı itibariyle "bağlayıcı" demektir. Varlık ancak bu yolla bulunduğu ortama bağlanır ve dengesini sağlayabilir.

Bu çeşit akıl, tasavvufta Akl-ı Mead olarak adlandırılır. İnsanın dünyaya uyumunu sağlayan, geçiş aklı, bu seviyedeki akıl, Akl-ı Küll'ü kavrayamaz. Onu anlamak için gelişmesi lazımdır. Bu da çalışma, emek ister. Ancak bu çalışmadan sonradır ki, hakkı olan erdemlere ulaşabilir.

Bu liyâkat kazanılmalı ve muhafaza edilmelidir. Böylece kozmikle bağ kurulabilir. Hatta bu bağ, giderek güçlenir, gelişir. Gelişme sonucu, yapılması gerekli görevlerin ipuçları yakalanır.

Görev her ne ise, onun şartlarına uygun olarak, ödün vermeden o sorumluluk yerine getirilmelidir. Görev bilinci bunu her şeye rağmen gerçekleştirmeyi gerektirir. Bu konuda hiçbir zaman gevşeklik gösterilmemeli, disiplin son derece titizlikle korunmalıdır.
@

Akış: 27.12.2005

Biliş hali yaşanmadan olaylar tam değerlendirilemez. Bilincin Biliş'e ulaşması gerekir. Muhtelif aşamalar, her Oluş'un, bir bütünün parçaları olduğunu gösterir. Tıpkı; duman -> alev -> kül hali gibi; veya suyun buhar -> sıvı -> buz hali gibi...

Bu aşamaları görebilmek, anlayabilmek; ancak Biliş'e geçtikten sonra gerçekleşir; yoksa beşer bilinci bunu kavrayamaz.

Tıpkı şairin dediği gibi:

Lâfz-ı suret cismile anlamak isterler bizi,
Biz ne el-fazız, ne sûret, cümle mânâ olmuşuz!

Beytine takılırlar. Bu nedenle "Bilinç Beyin" haline gelmek, her an gelişmek gerekir.

Görevli ve Yükümlü Bilinçler, doğal enerji potansiyel gücüne sahiptirler. Böylelikle fonksiyonlarını gereğince yerine getirir ve kozmikten zaman zaman destek görürler. Süper güç boyutları arasındaki iletişim ağında bulunan Kadir ve Hakîm enerji odakları da, görev oluşunda işlev görürler.
@

Akış: 29.12.2005

Aklın işlevini incelerken, ilerde karşımıza Cebrail Sistemi çıkacaktır. Bu yasaları incelemek, şüphesiz bizi Küll'e götürür. En azından o yola gireriz. Eğer bu gayreti yeterince gösteremezsek, Akl-ı Mead (Geçim aklı), bizi işgal eder. Yolda kalırız. Halbuki amaç, Akl-ı Küll'e ulaşmaktır.

Bu, ancak liyakatin artması ve ilgili ilâhî yasaların işletilmesi ile mümkündür. Kadiriyet ve Hakimiyet bilincinin devreye girmesi gerekir. Yasaların devreye girmesi, herkes için mümkündür; çünkü her insanda potansiyel olarak bu güç vardır. İnsandan istenen, gayret ve emektir.

Allah Adil'dir, hiç kimse için haksızlık yapmaz. İnsanı zaafa düşüren, kendine güvenmemesi ve tembelliği sevmesidir. İnsandan istenen BİLİŞ'e varmasıdır. Bu da ancak OLUŞ'tan sonra gerçekleşir.
@

Akış: 02.01.2006

Akl-ı Küll'e varmaya veya onu anlamaya çalışırken, kendimizi Akl-ı Cüz'ün esaretinden kurtarmamız gerekir. Bu kurtuluş, tabiidir ki aklı terk etmek anlamını taşımamaktadır. Belki biraz ileri boyutlardaki koşulları incelemek gerekecektir. Kozmik alem her ne kadar her yeri kuşatmışsa; buna insan varlıklar da dahildir.

Bu noktada Cebrail Mekanizması'na bakarsak, vahiy işlemlerini yöneten bir büyük melek olduğunu birçok bilgi işlemi gerçekleştirdiğini görürüz.

Günümüz bilgisayarlarını acaba bir tür Cebrail olarak görebilir miyiz? Bilgisayarların sayesinde birçok bilgi, bir bakıma kozmikten insanlara sunulmakta; bu konuyu ilerletmiş olanlar, bu cihazlardan azamî bilgiyi alıp, varlıklar için kullanmakta ve onların yararına sunabilmektedirler.

d_-amblemi.1.jpg

ÖZ İLE BÜTÜNLEŞİM

(Özgün Akışlar)

Akış: 02.11.2005

Olaylara, oluşlara üst boyutlardan bakılmalıdır. Düalite'den sıyrılmaya çalışılmalıdır. Böylelikle Öz Bilgi devreye girer. ÖZ BİLGİ, kozmik yapının düzenini sağlar. Böylece bütünsellik Devinim'e girer. Hiç bir "oluşum" boşuna değildir. Her "oluş"a mutlak ihtiyaç vardır. Kısıtlı İnsanî Bilinçler bunun farkına varmadıkları için gerekli gereksiz yorumlar yaparlar. Yalnız Bilinç Beyinler, aslî bilgileri değerlendirebilirler.

Her Bilinç Beyin, istediği zaman çeşidiyle reaksiyona girerek, o zaman içinde uygun mekânda istediği süre yaşayabilir. Bu, deneyim için yapılır. Böyle yapılınca, varlık zenginleşir. Böyle bir bilinç, zaman süperleriyle reaksiyona girer ve daha yüksek PROGRAMLAR'ın açılmasını sağlar.

Yaşam Kod'larının deşifre olması, farklı yaşam boyutlarında meknuz (*Gömülü define. *Her insanda açığa çıkmayı bekleyen gizli, korunmuş, potansiyel olarak bulunan değerler)imkânları devreye sokar. Bu imkânlar yeterince kullanılırsa, düşünce aşılır. Bilinç Okyanusu'na dalınır. Ancak bu durumda BEYİN dinamosu çalışır; BİLİŞ yaşanır. Biliş, Bilinç Okyanusu'na dalmakla başlar. Usta bir dalgıç olmak gerekir; ancak bu şekilde hakikatlere varılır.

Yaşam, BİLİŞ ile zenginleşir. Bilinç Beyin, aslî, orijinal yaşar, süreğendir.

Akıl - Mantık - Şuur üçlüsünün tüm verileri ile düşünülürse; ancak o zaman Bilinç Okyanusu'na dalınır. Bu üçlüden bir veya ikisi eksik olursa, dalış olmaz. Bu nedenle Beşer Bilinci, hasrettedir. Ancak "Evrensel Düşünce"ye varmak ile bu hasret biter.

Asr Sûresi, bu gerçeği ifade eder: "İnsanların çoğu kendine yazık etmiştir. Ancak sabr'edenler ve hayrı tavsiye edenler müstesnâ" diyerek bu hakikati bildirir.

Kısaca BİLİŞ-BULUŞ-OLUŞ ile seyr tamamlanır. Böylece "Birlik Bilinci" yaşama geçirilir.
Şoklama'nın mekanizması aşağıdaki gibidir. Seriskum ile bütünleşmiş mekân, sonsuz-sınırsız uzayda yol alır.
@

Akış: 06.12.2005

Yansımanın çoğalması, odak veya odakların BÜTÜN'e yaklaşmalarına bağlı olarak gerçekleşir. Yaklaşma miktarınca ÖZ'ün bilgisinden yararlanır.

O halde ne yapmak gerekir?

Öncelikle BÜTÜN ile bağlılık, her an olmalıdır. Tasavvufî ifade ile her an Yüceliğin huzurunda bulunulduğu unutulmamalıdır. Bu nasıl olacaktır? En ufak, önemsiz gibi görünen düşüncelerin süzgeçten geçirilmesi, ayıklanması; gerekli seçiciliğin gösterilmesi ile mümkündür. Bu, TOHUMLARIN ISLAHI demektir. Yapıcı odakların, özellikle çok titiz davranması gereklidir.

Tohum için zararlı olan etkenler, ortadan kaldırılmalı; ayrıca etrafta da gerekli zemin hazırlanmalıdır. Gerekli işlemler yapılırsa; yardım da gelecektir. BÜTÜN'ün hayrına yapılan her çalışma, muhakkak destek görür. Proje mimarları, bunu göz ardı etmezler. Hiçbir zaman inançtan taviz vermemelidir. Yoksa tohum kalitesi zarar görür.

Yansımanın gerçekleşmesi için şartlar:
a.Aynanın parlaklığı: Buna Tasavvuf dili ile "Parlatılmış Ayna" anlamında Mirat-ı Mücellâ denir.

b.IŞIK yani BİLGİ alımının konumu,

c.IŞIK şiddetinin yeterli olması,

d.Tanrısal Öz'ün fizik beden üstündeki deneyim sürecinin tamamlanması...

gibi şartlar, Öz'ün varlıkta belirmesine yol açar. Ve Varlık, YANSIMA'ya başlar.

Allah'ın muradı, Proje'nin varlıkta belirmesi ve kemâle ermesidir. Kısaca aslın varlıkta ortaya çıkışı, her zaman istenir. Bireylerin bu konuda çalışma ve çabalarını kesintisiz sürdürmesi gerekir. Bu çalışmalarda herkesin başarılı olması, gösterdiği gayretle doğru orantılıdır.

_z_ile_b_t_mle_im.s.jpg

2006 sonbaharında kaybettiğimiz konuşmacımızın bu ilginç "akış"larını, SPİRİTÜALİZM adlı derlememizde bulabilirsiniz.


ruzad@ruzad.com