
|
|
EYLEM YASALARI ve SINAVLARI
|
|
|
Selma MİNE
Hatta "misliyle" ifadesi kutsal metinlerde yer alır. Hatırlanacağı üzere, bir buğday tanesinden başaklı bir bitki çıkar. Dolayısıyla yaptığımız en azından iki katı geri dönecektir. Halk ağzında "Rüzgâr eken fırtına biçer" ifadesi bunun en güzel açıklamasıdır. Vicdanın bildiği ama nefsin göz ardı ettiği bir hata, bize başka başka kişiler vasıtasıyla dönüp gelir de "Nedir bu başına gelen?" diye sızlanırız. Gerçek kaynağı, işin kökünü bulana ve anlayana kadar eylem devam eder; ne zaman ki idrak eder, bilgileniriz; olay biter. İslam gizemcilerinin çalışmalarını anımsayacaksınız; kim hayır ve şer olarak ne yaptıysa, odağın o olduğunu; onu taklit eden herkesin yaptığı iyilik ve kötülüğün de ona rücû edeceğine değinirler. Karma (Eylem) Yasaları'nda bu durum, özellikle o hatalı başlangıcı oluşturan varlığın o hatayı düzeltme akdiyle tekrar dünyaya geleceği açıklanır. Hatta yanında bir ekiple gelerek, kendisi düzeltemediği taktirde yardımcılarından yararlandığı da ifade edilmektedir.
GENEL EYLEM YASALARI-1
GENEL EYLEM YASALARI-2
Güney HAŞTEMOĞLU
Şöyle bir söz vardır: "Kim ki kötü bir adet başlatır yeryüzünde, o getirdiği işlemlerin tümünün günahı ona gelir. Kim ki iyi bir adet koyar yeryüzüne, o iyiliği yapanların tümünün sevabı ona gelir. Bu durumda çok kadar dikkatli hareket etmek durumundayız. "Güzelliği ve zekâsı iyi olmak" diye de bir söz vardır. Çünkü insanlar güzel insanı taklit ederler, ne yapıyorsa onu yaparlar. O zaman o güzel insanın yanlış davranışları da taklit edildikçe, hata o insanın üzerine yeniden dönüp gelir, tavrının da pekiştirir. Bazı yanlışlar o derece kök salar ki, onu kaç kez dünyaya gelmek de telafi edemez.
Tülin ÇETİNER
Yapılan kötülüğün bilincinde olarak başlatıyorsa, vebalinin daha yüksek olması gerekmez mi? Bilgisi olmadan yapılanın vebali daha az olmalı.
Güney HAŞTEMOĞLU
Kişi bilmese bile onun karşılığı vicdanda mevcuttur. "Ben bilmiyordum" demek mümkün değildir. Hukuken, "Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz!" Çünkü yasayı ihlal ettiğimizi içimiz bilir. Anlaşılmayacağı, görülmeyeceği, fark edilmeyeceği sanılır. Kullanılmış bir pulu tekrar zarfa yapıştırırken, bunu "bilmemek" diye bir şey olur mu?
Tülin ÇETİNER
Beşeri akıl, hemen vicdan sesinin üstünü örter. Uyanıklık, akıllılık diye geçilir; ama "gerçek" bu değildir.
Sevim PLATİN
Doğru olmadığını içimizden bildiğimiz reklamlar olsun, haberler olsun şu anda öylesine çok ki... buna insanlar nasıl kanıyorlar?
Selma MİNE
Hatırlayacağınız üzere 2 çeşit çekim yasası vardır:
1.Benzerler birbirini çeker: Yani birbirine benzeyenler, grupları, dernekleri, birlikleri oluştururlar. Bunlar öylesine güçlenirler ki "kutup" oluştururlar.
|
|
|
|
|
2.Zıt kutuplar birbirini çeker: Karşıt grupları kendine çekmeye başlar. Bu hem itiş, hem de iterken çekiş anlamındadır. RUH ve MADDE'nin birbirini iterken şiddetle çekmeleri ve BİR-TEK olmayı hedeflemeleri gibi. Dolayısıyla kutup olduğunuzda, çekim gücü oluşturursunuz; neticede talep etseniz de etmeseniz de zıddınız gelir. Hatırlayınız fizikteki mıknatıs deneyini. Mıknatısın herhangi bir kutbundan yontmaya kalksanız da kalan kısım zıt kutbu oluşturma görevini üstlenmekteydi. O halde olumluysanız olumsuzlar gücünüz nispetinde çevrenizi saracaktır; sizden pozitif yüklenmek için. Olumsuzsanız, gücünüz nispetinde çevrenizi olumlular saracak ve sizdeki negatifin mahiyetini öğrenmeye, onu dengelemeye bu arada da eğitimlerini, akitlerini sürdürmeye çabalayacaklardır.
ÖZEL EYLEM YASALARI
Dolayısıyla her iki yasa da devrededir ve insanlar, kendi yaradılışları çerçevesinde hangi noktada duruyorlarsa, o bakış açısından bütüne bakacaklarından, gerçeği, görmek istedikleri, nefslerinin zorladığı şekilde görmeyi tercih edeceklerdir.
EYLEM SINAVLARI
Güney HAŞTEMOĞLU
"Biz, anaların yaptığı hataları düzeltiriz" denmiştir. Dünya insanı öylesine hatalar yapmaktadır ki, Yüce âlem bizimle birlikte olmasa, toparlanmamız mümkün değildir. Bir hastanede yatan hastayı dirilten, bir okulda okuyan öğrenciye zihin açıklığı veren "kimdir?"
Selma MİNE
"Ana" sözcüğü, aynı zamanda "anasır" yani unsurların (ümmühat-ı süflî) sembolü olduğundan, o cümleyi, yaradılış sırasında olan hataları da yüceliğin her an devrede olarak düzeltmeye yardımcı olduğunu anlamak olasıdır.
ÜMMÜHÂT-I SÜFLÎ
Bu dönem SEMBOLLER üzerinde yoğunlaşacağız ve Kutsal Kitaplar'da yer alan alegorik öykülerin ardındaki sırları, Yüceliğin de yardımlarıyla çözmeye çalışacağız. Bu yolda bize yol gösteren Yüceliğe hamdolsun ve bu yolu bizimle birlikte yürüyenlere şükrolsun!
BAŞA DÖN
|
|
|
|
|