
|
|
MUCİZELER - KUTSAL KİTAP SEMBOLLERİ
|
|
|
Selma MİNE
1.Mucize, sıradan halkın aciz kalacağı, beşerin insan boyutuna çıktığında kazandığı yeteneklerdir ki, bunlar 5 (fizikî) duyunun üzerindeki 6. (fizik ötesi) ve 7. (kavramsal/ yasal) duyulardır. Telepati, telekinezi, telestezi, duru-görü, duru-işiti, apor, tayyi mekan, ESP, vb... zihinde makro ve mikro boyutların projeksiyonu bunlardandır.
Bunları başaramayan beşer ise, konuyu sihir (kökü: Arp.teshir, Trk.büyü, Frs: efsûn) olarak adlandırdı. Bu yetenekleri kullananları sihirbaz, gelecekten haber verenleri de kâhin/müneccim olarak sınıfladı. Kendi başaramadıklarını ise el çabukluğu hüneri ardına gizledi, gözbağcı (illüzyonist) denilen kişiler türedi. Günümüzün sahte hocaları, eğitmenleri, hatta falcıları gibi para peşinde olan bu kişilerin amacı ise eğlence ve para kazanmaktan öteye gitmedi, bir tür gelir kapısı oldu.
2.Dinler dönemi, her şeyin sembolize edilerek ve benzetilerek anlatıldığı dönem olduğundan, kutsal metinlerde geçen pek çok terim semboliktir.
İNANÇLAR
Söylenenin anlaşılması için sembol dilinin bilinmesi gerekir. Geçmişte tarikatların tapınaklarda, dergâhlarda yaptığı buydu. Günümüzde bu sistemin devreden çıkarılması ile dünya çapında geçmişin bilgisine yabancılaşma yaşanmaktadır. Sembol bilgisine dayalı ezoterik ve okült dil bilinmediğinden, sadece Kur'an değil, batıda da Tevrat, hatta mitoslar anlaşılamadı. Uydurma hikayelere yönelindi ve bunları çalışıp anlatan az sayıdaki kişinin açıklamaları da halkın ilgisini çekmedi, kitap raflarında veya araştırmacıların masalarında kaldı, çünkü sansasyonel değildi. Bazı akıllı kişilerce ve toplumun heyecanlarını bilen ve gizemcilikten haberi olmayan (olup da reddeden veya onları çalışmayı zül sayan) Däniken gibi kişilerce güncel terimlerle yorumlandı ve "Fantastik Gerçekçilik" denilen tarz ortaya çıktı; bu da onlara büyük bir gelir kapısı oldu.
FANTASTİK GERÇEKÇİLİK
Korkuyla terbiye edilen ve şiddetle, felaketlerle kafayı bulan halkı tatmin edici "korku ve felaket edebiyatı/ senaryoları" halen de sürüp gitmekte. Dünyanın yok olmasını büyük bir iştahla bekleyen sado-mazoşist beşeri tatmin için, bu yok oluşun hangi yıllarda olacağına dair hazırlanan kitaplar yok sattı, sinemalar doldu taştı.
KIYAMET SENARYOLARI
Görüleceği üzere, her iki şekilde de durum, gelir kapısına ve safsataya çevrildi; tıpkı geçmişte olduğu gibi. İşin üzücü tarafı da belli bir zümre dışında, bir memur olarak hizmet veren günümüz din adamlarının bu sembolleri bilmediği, ne okullarda ne de ilâhiyat fakültelerinde okutulmadığıdır. Bu yüzden de "sorulduğu" taktirde teyit edecek bilgileri olmadığından ya "reddederek dışlamakta" veya "hikmet-i ilâhî" ya da "mucize" diyerek geçiştirmektedirler. Oysa bu çalışmalar yüzyıllar öncesinden Çin, Hindistan ve Japonya'da yapılmaktaydı. 19.yy sonlarından itibaren spritüel cemiyetlerde, parapsikoloji laboratuarlarında; SSCB döneminde Rusya'da çalışıldı. 6.ve 7.duyuların savaş silahı olarak kullanılması konusunda ABD de devreye girdi. Özellikle Türkî Cumhuriyetlerden ülkemize gelen ve biyo-enerjiler üzerinde bilgi sahibi kişilerin uzmanlıkları da SSCB dönemindeki verilere dayanmaktadır. İngiltere'de Uri Geller yönetiminde parapsikoloji enstitüsü kurulmuştur. Başka ülkeler de konu üzerinde çalışmaktadırlar.
|
|
|
|
|
|
|
Gelelim MUSA ve mucizelerine. Sembolik değil de eğitici bir dille anlatılsaydı bu olanlar, acaba bu güne kadar kaç kişinin umurunda olur, kaç kişinin aklında kalırdı? Akılda kalışı, teshir edişinden, efsunlu/ büyülü oluşundan ileri gelmektedir. Yoksa kimsenin ilgisini de çekmezdi.
Mûsâ, Firavun ve toplumuna vahiyleri sunmaya gittiğinde, yanında ağabeyi Hârun da vardır. Yılanın Yolu denilen Nefs Terbiyesi basamaklarını dolana-dolana, ağır-aksak çıkarken, cinsellik, ve gözbağcılık gibi çeşitli madde güçlere saplanan bir toplumu yola getirmek; üstelik de çok geniş bir ülkeye hükümrân olan ve bu öğretinin başında bulunan Pa.Ra.oH (Babanın/Aklın Ev Sahibi) Ra.Moses ile görüşmek kolay değildir.
Şu muhakkak ki, Mısır Sarayı'nda Prenses Isis (Asiye) tarafından büyütülen Musa, saray adap ve erkânını bilen bir kişidir ve büyük olasılıkla da bir dönem, başrahip Toth-Moses olarak hizmet vermiş, ahlâksızlıkları görerek daha sonra saraydan ayrılmıştır. O, Yıldırımın Yolu (berk, Burak) denilen ve Kur'an'da da sözü edilen aklın inişi (akış, ilham, vahiy) ile Bütün'ün seslenişine kulak vermeyi (6. ve 7.Duyuları) önermektedir. Bu yüzden Tevrat'ta "Rabbin sesini duydu" ifadesi çok geçer. "Ayet/ler" kelimesi ise, bazen yüceliğin kendini ifade ettiği "işaret/ler-belirti/ler", bazen ispatlandığı için "delil/ler", bazen de halka mahiyeti açıklanmadığı için "mucize/ler" anlamında kullanılmıştır. Bu çalışmalar ruhban sınıfı arasında tapınaklarda, günümüze doğru da manastırlarda, tekkelerde, zaviyelerde keşiş ve dervişler tarafından yapılmıştır.
DÜŞÜNCE ENERJİSİ
devam: SİHİR DENEN GÜÇ
|
|
|