ruzad.gg.jpg


AYETLERDE MELEKLER

İTİRAZ EDENLER - KANIT İSTEYENLER

İÇ HAYAT'ın YAŞANMASI

MUBAHİ'lerin GÖRÜŞLERİ


AYETLERDE MELEKLER


ruzad_ba_likk.jpg

Selma MİNE

meleklik-___hayat.jpg

Aklî melekeleri yeterince gelişmemiş olan beşer tarafından, anlatılanların ancak şekil ve görünür çehreleri ile algılanılması ve kabullenilmesi yüzünden, ayetler devamlı ikazlar ile doludur. CİN denilen saf Toprak ve Ateş elemental enerjilerin form almaları ve katışık hale gelmeleri ile ortaya çıkan "kalıp" kutsandığı için "heykel" yapılarak tapınma, putperestlik denilen durumu ortaya çıkarmıştır. Keza PERİ denilen saf Su ve Hava elemental enerjilerinin verdiği "ilhamlar" da tam olarak anlaşılamamış ve aklın üretici değerleri, "El-İlah ve kızları/ kadınları" şeklinde değerlendirilmiştir. Onların da üstündeki "yasalar, prensipler ve yetkinlikler" olarak anlatıl-maya çalışılan "melekler" ise, beşerin daha da aklını karıştırmıştır. Bunlar da (üretken olduklarından) dişil olarak düşünülmüştür. Üstelik bu makama yükselen kişiler de "melek/ yetkin/ görevli" olarak adlandırıldığından, kavramlar ve biçimler iyice hemhal olmuştur. Dolayısıyla, ancak cümlelerin gelişinden, alegorik olarak anlatılan kavramlardan mı yoksa yetkinliği giyinmiş kişilerden mi söz ettiği anlaşılabilecektir.

Bakara Sûresinde, fizik alemde bir sûret yaratımı öncesinde her şeyin ince ince detaylandırıldığı, yasalara, ilkelere ve düzene bağlandığı görülmektedir. Projedeki özellikle "benlik bilinci" ile ilgili enerjilerin şiddeti dolayısıyla maddenin dayanma gücü de zorlanacaktır. Bu, düal/ikili kurulan düzende, ikinci bir "ben"in ortaya çıkmasına da neden olacaktır ve bu benliğin farkına varan kişi, (9.kattaki) kendi "Öz Varlığ" ile yüz yüze gelerek bütünleşene kadar, aslın kendisi olduğunu sanacaktır.

Burada yetkinliklerin veya hizmet ünitelerinin, projeyi bilmesi olası değildir; çünkü onlar projenin elemanlarıdır. Dolayısıyla, esmâ denilen kişilik tanımlarının içeriği hakkında da bilgi sahibi olamadıklarından, bu kişilikler sayesinde bu düal/ikili sistemin nasıl aşılacağı bilgisine de sahip değillerdir.

Bakara Sûresi:
30.ve Tanrısal Öz'ün Meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti de (ve iz kale rabbüke lilmelaiketi inniy ca'ılün fiyl'ardı haliyfeh) Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?" demişlerdi, (kalu etec'alü fiyha mey yüfsidü fiyha ve yesfiküd-dima') "Oysa biz sana hamd ederek daima seni anıyoruz ve kutsuyoruz." (ve nahnü nüsebbihu bihamdike ve nükaddisü leke) Demişti ki: "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" (kale inniy a'lemü mâ lâ ta'lemun)

31.ve Adem'e (ulu insan modeline) bütün isimleri bildirdi (ve alleme ademe'l-esmae külleha) Sonra onları meleklere göstererek, (sümme aradahüm alelmelaiketi) dedi ki: "Eğer işinize sadıksanız, bana bu isimleri açıklayın" (fekale embiuniy biesmai haülâi in küntüm sadikıyn)

Temel Prensipler: MELEKLER

Belirli basamakları tırmanmış, erdemlere ve bilgilere ulaşmış kişiler de Yüce Aklın dışındaki unsurların anlamsızlığını görmektedirler; bu yüzden hem onlar hem de yüceliğin birliğine/ bütünlüğüne ulaşan buna şahit olmaktadır. Bu yola girildikten sonra da, kişilerin gerçeği örtmesi mümkün değildir; çünkü örtüler nefsanî baskılar sonucu ortaya çıkar.

Âl-i İmrân Sûresi:
18.O, başka bir unsur olmadığına kendisi şahittir (şahide'l-lâhü ennehü lâ ilâhe illâ hû,) ve yetkinler (melekler) ve bilgeler de. (vel-melâaiketü ve ûlü'l-ilm,) Adaletle hüküm sürer (kaâimen bil-kıst,) O'nun (Yüce aklın) dışında bir unsur yoktur (lâ ilâhe illâ hû,) hikmeti güçlü, yenilmezdir. (el-aziyzül-hakîm)

80.ve size, yetkinleri (melekleri) ve peygamberleri de efendiler (sahibler) edinme-nizi emretmez (ve lâ ye'müreküm en tettehızûl-melâikete ve nebiyyiyne erbâbâ) Siz teslim olduktan sonra, o size gerçeği örtmenizi hiç emreder mi? (eye'mürüküm bil-küfri ba'de iz entüm müslimûn)

Yetkinliklerin en üst basamaklarına tırmanan ve Mukarrebûn (Kerûbîler) olarak anılan AKIL ve HİKMET sahiplerinin var olduğuna da inanmak gerekmektedir; bunlar ULU İNSAN MODELİ'nin mükemmel örnekleri, cennet kayıtlarını tutan yani düşünce okyanusuyla muhatap olarak, oraya bilgi nakşeden yetkinlerdir. Bunlara inanmayan kişiler ise, kendi gruplarını oluşturacak, yaşamın özünü anlayamamanın şaşkınlığı ve sapkınlığı içinde olacaklardır.

Nisâ Sûresi:
136.Ey inananlar! Yüceliğe ve peygamberine ve peygamberine indirdiği kitaba ve ilk indirilen kitaba inanın (yâ eyyühelleziyne âmenû âminû billâhi ve rasûlihı vel-kitâbilleziy nezzele alâ rasûlihiy vel-kitabilleziy enzele min kabl). Yücelik ve yetkinleri ve kitapları ve peygamberleri ve sonraki dönem konusunda şaşıran kişi, derin bir sapıklığa düşecektir. (ve men yekfür billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî vel-yevmi'l-ahıri fekad dalle dalâlen ba'iydaâ)

İTİRAZ EDENLER - KANIT İSTEYENLER


ruzad@ruzad.org