|
"www.insankaynak.org" Grubu'nda yazışma:
İnsanlar düşünmeyi pek sevmiyor (söz meclisten dışarı) uçuk da olsa yeni fikirler her zaman yararlıdır, matrix filminin özünü kaç kişi anladı ve anlama gayreti gösterdi? Ben sizin gibi uzun yazılar yazamasam da, umarım yazılarınızın devamını sağlamak yönünde bir adım atmışımdır. Sevgiyle kalın
SERDAR H.
@
Sn.Serdar
Her şeyin bir ilki vardır! Buyrun, bir ucundan başlayalım! Uçuk kaçık konu çok... Sözgelimi "Kımıl Zararlısı"nın ön sağ ayağı ileri gittiğinde, arkadan bir önceki sol ayak nerededir? Önde? Arkada? Havada? Yerinde? Öyle bir ayak yoktur?
Siz "MATRİX" filminden ne anladınız?
Keyifle kalın! Selma MİNE
@
Sayın Selma Hanım
Ben bilimkurgu yazarı değilim, matrix filminden benim anladığım, dünyanın sanal gerçeklik ortamı olduğunu iddia ettikleridir. İlahların çok ileri bir düzeyde yarattıkları bir tür sanal gerçeklik ortamı olduğu ve o ilahların da bir şekilde oyunun içinde olduklarını içeren bir senaryoya dayanan içine rating amaçlı baharatlar eklenmiş (Hıristiyanlık, Budizm, mitoloji vs) bir film. Ben onu örnek verirken seyredenlerin ezici bir çoğunluğunun dövüş aksiyon sahnelerinde kaybolduğunu gördüğüm için seçtim, yoksa çok da önemli bir film değildi. Sonuçta Wachosky biraderlerin milyonlarca dolar kazandığı extrem bir Amerikan filmi.
Kımıl zararlısına gelince, evrenin bir hologram olduğu tezine dayandırarak diyebilirim ki "ayak" değil, aslında "kımıl zararlısı" da yok, hatta her şey bir tür "hologram"...
Siz de keyifle kalın. Serdar
@
Sn.Serdar
Bir konu kişiyi etkilemişse, şöyle ya da böyle, onun hakkında fikrini söylemek en doğal hakkıdır. Bunun için bilim-kurgu yazarı olmak gerekmez; çünkü yazarlar tasarlar; ya da o halogramda görür ve sizlere sunarlar. Eskiden sadece öykü ve romanlarla kişilerin kendi zihin perdelerinde o dünyaları yaratmalarına izin veriliyordu. Sonra görüldü ki, herkes aynı biçimde, netlikte ve değerde hayal kuramıyor. Oysa hologram, onu okuyan ve yansıtan bilgisayarın sayısal okuma miktarı ya da titreşiminin gücüyle ilgilidir. Eğer bir gelecek hologramı yaratılacaksa, onu oluşturacak varlıkların her birini, birer sayısal bilgi birimi gibi düşünün, ne kadar çok kişinin zihninde o görüntü canlanırsa, o kadar güçlü bir maddeleşme oluşmaya başlayacaktır. Ve sinema icad edilerek mertlik bozulmuş oldu.
Şimdi insanlar, senaristlerin, dekorcuların, modelistlerin, yapımcıların ve yönetmenlerin yarattıkları hayalleri zihinlerine kopyalıyorlar. Bir tür sanal yamyamlık da diyebiliriz, buna. Tabii burada yaratılan formların olumlu ya da olumsuz oluşları ile ilgili tartışma açılabilir. Ancak o olumsuzu olumluya; veya olumluyu olumsuza çevirecek olan da insan düşüncesini yönlendiren vicdan mekanizmasıdır.
Benim yakalayabildiğim kadarıyla, MATRİX filmindeki temel fikir, internet dünyasını silkelemektir. Sanal dünyaya "telefon" ile girilmekte ve çıkılmaktadır. Sistem koruyucular (farz edelim ki anti virüs programı), aynı tip adamlardan oluşan bir ordu. Yazılımı ve oyunu kurtarmaya çalışıyorlar... Gerçek dünya denilen yerde yaşayan, makinelerin esiri (değil miyiz?) insanlar, sanal dünyada yaratılan kristalize tiplerin kimliklerine bürünerek, kafayı buluyorlar! Ve de (virüs programı gibi davranıyorlar) Sanal dünyada yaratılan o inanılmaz bilgisayar oyunlarından farkı, kahramanlarının ölmesi mi? Zaten onlar ölünce, oyun da bitmiyor mu? Dövüş vs... onlar, acı biberi o anki toplumun hoşlanacağı şekere bulamak! Eh, Cüneyt Arkın da bizim Jacky Chang'imiz değil mi? Artık dövüş sanatı da değişti, üstelik sanal ortamda her türü, özellikle de bedensel olanları geçerli!
Zavallı kımıl zararlısı! Halografik bir evrende, üreticinin halografik zihnini meşgul edip, holografik pamuk ürünümüze de her yıl halografik zararlar vermesin diye holografik spikerler tarafından sanal yasalar okunarak tehdit ediliyor! Tabii bu tehdit de aslında holografik... Muhyiddin-i Arabî'nin sanal felsefesi (zaten bu da bir kavram) beni kendine hayran bırakmıştır, holografik olarak... Demiştir ki,
"HER ALEM KENDİ İÇİNDE GERÇEK, BÎR DİGERİNE GÖRE HAYALDİR!"
Zaman da bu zaten! ÇOK DEĞİŞİK FREKANSLAR İÇİNDE BULUNAN BU MUHTEŞEM BÜTÜNLÜK (adının hiç önemi yok!), HER BOYUTUNDA, O BOYUTUN TİTREŞİMİNİ YAŞAYAN VE İDRAK EDEN VARLIKLARÇA GERÇEKTİR! AMA HER BOYUT, O TİTREŞİMDE OLMAYAN DİĞERLERİ İÇİN SANALDIR!
|
|
|
|
|
Ve bu yüzden de "İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ FİZİK KAİNAT DA GERÇEKTİR!" diye bağlıyor, Arabî.
Ha! böyle olunca, her ne kadar SONSUZ ve SINIRSIZ bir ZAM-AN, "AN'lar Zinciri" içinde yaşamamız dolayısıyla, bizim sevgili kımıl zararlımız (ki garibim biz de onun için hiçlikler içindeyiz, HİÇ'iz), ne yazık ki bizimle aynı frekansı paylaştığı için, GERÇEKTİR! Ama sizi temin ederim, tüm diğer sonsuz titreşimler için HALOGRAM'dır!.. Sanıyorum, siz de buna değinmek istemiştiniz! Benim gevezeliğim tuttu... Eh, bir kımıl zararlısı da ancak bu kadar kendini bilime adayabilir!
Var mı kımıl zararlısı HALOGRAFİK deyip minderden kaçmak? Cesaret, dedikoduya devam!
Sevgiyle kalın! Selma MİNE
@
Sayın üstad
ÇOK DEĞİŞİK FREKANSLAR İÇİNDE BULUNAN BU MUHTEŞEM BÜTÜNLÜK (adının hiç önemi yok!), HER BOYUTUNDA, O BOYUTUN TİTREŞİMİNİ YAŞAYAN VE İDRAK EDEN VARLIKLARÇA GERÇEKTİR! AMA HER BOYUT, O TİTREŞİMDE OLMAYAN DİĞERLERİ İÇİN SANALDIR!
İşte, insanlara yaşadığımız evren bir hologramdır dediğimizde bu kelimeyi sadece bir imaj bir hayal olarak algıladıkları için olsa gerek inanamıyorlar,hatta bir fizikçinin David BOHM'un bu tezi üzerine ayağını taşa vurup, "İşte gerçek!" dediği söylenir; ama bu sözler her şeyi açıklıyor. Hologramın içinde olan hologramı nasıl algılasın ki zaten ona ait. Muhyiddin Arabi'nin ağzına sağlık.
"Alemlerin aslı hayal" diye boşuna söylememişler. "Matrix" filminin çarpıcı bir film olduğunu söylemek abartı olmaz. Zira onu seyredip de kafası karışmamış olmak gerçekten zor. Ama internet ve bilgisayara yabancı olanların fikir edinmeleri de imkansız. Hologram gibi bir sanal ortama ses titreşimlerini elektrik sinyallerine dönüştüren bir eleman olan mikrofon üzerinden yapılan giriş çıkışlar akıllara ziyan bir durum.
Kımıl ve diğerleri "ZARARLI' diye tanıtılıyor ama acaba neye göre kime göre zararlı? Her canlı belli bir işleve sahip burada.
SÜPER SİCİM KURAMI hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Sevgiyle kalın-Serdar
@
Sn.Serdar
Aslında bu bilgi bizde kayıtlı, bir çok bilgi gibi... ve yüzyıllarca, masallarla tekerlemelerle dilden dile, sicim olmuş gelmiş, günümüze dek. Sonra da (tekamül ettik ya) artık dönüp bakılmamış.
Güzel bir söz var, "Geçmişi olmayan bir milletin, geleceği de olmaz!" Çünkü geçmiş, geleceğe uzanan o sonsuz döngünün basamaklarıdır ve hep vardır... ve hep olacaktır... ve hep konuşulacaktır, hem düşünülecek ve yeniden yeniden ifadelenecektir, beyazın da ötesini arayan deterjan satıcıları gibi, daha iyi... en iyi... en en iyi... en en en... ta ki, gerçek halini yakalayana dek. Leonardo'nun 14 yıl boyunca zihnindeki "Nil Yeşili"ni tuvalde, boyalarda araması gibi.
ZAM-AN! ANlar silsilesi... ve SİCİM KURAMI'nın kendisi de budur zaten! O sonsuz ve sınırsız "KOZMİK MÎKRO BELLEKLER"in, tek başlarına anlamları olmayan; ama NEFES'i oluşturan o bilgi bireylerinin, EL-ELE tutuşarak ve aralarına zaman bireyini de alarak, peş peşe... peş peşe... peş peşe... KOZMİK DANS'a başlamaları! Bir kısmının uzay-zaman hasırını/ matrisini oluştururken, bir başka grubun, başka uzay-zaman hasırları/ matrisleri yaratmak üzere aralarından geçip gitmeleri!
Anımsayın masallarımızdaki tekerlemeyi, ki bunlar bilginin kuşaklar boyu iletilmesidir:
""BÎR" VAR'mış, "BÎR" YOK'muş!" [Zaman Göz kırpıyor: VAR-YOK... BİR, BİREY ile...]
""EVVEL" ZAMAN İÇİNDE, "KALBUR" SAMAN İÇİNDE!" [İlk, önce, sonra... benzeri tüm Kavramlar, henüz oluşmamış durumda, tek bir birey var: "Zaman"! Ayrıca kalbur, yani uzay-zaman hasırı/ matrisi de henüz oluşmamış, samanın yani sicimlerin içinde!]
Keyifle kalın! Selma MİNE
TÜM RİTÜELLER'deki ORTAK DİL: DANS
|
|
|
|