|
Hermetik Forum'da Yazışma
Agarthi-Dünyanın Kralı
Öncelikle daha önceki maillerimde vurguladığım Gerçek Tradisyonun ve Ezoterik Bilgeliğin bilincinde olarak, bütün dinlerin ve inanışların ortak kaynağının ve simgesel anlatımlarının bilincinde olan Ayça Bike'nin yazdıklarına teşekkür ediyorum. Daha önce dediğim gibi Kali-Yuga'nın karakteristik ürünü olan Maddeci-Bilimci anlayışlardan kurtulamamış zihinlerin Eski Bilgeliklere ait verileri değerlendirmeleri sonucunda ortaya çıkan karabetliklere hala gülümsüyorum...
Agartha konusundaki yazılanların da büyük kısmı ufuk açıcı olmakla beraber yukarda bahsettiğim anlayış gereği yapılan yorumlar inanın Agartha'dan uzaklaşmaktan başka bir şeye yol açmıyor.
Agartha dünyanın merkezi simgeselliğini vurgulayan bir addır. Bu merkezin basında da Brahmamatma bulunur ki Dünya'nın Kralı olarak nitelenir ve gerçekte Alemin Bilincini simgeler. Agartha ilk çevrimlerde görünürdü daha sonradan var oluş kaynağından uzaklaşıp maddileştikçe ve yoğunlaştıkça görünmez olmuştur. Yeraltında olması bunu simgeler zaten Agartha'nın anlamı da Görünemez olan, ulaşılamaz olandır. Agartha'nın yer altında olması bazı bölgelerde girişlerinin olması yani coğrafi vakıalar onun simgeselliğini ortadan kaldırmaz ve vakıa olmasına engel de değildir. Ancak bahsettiğim Bilimci-Maddeci bakışla yer altını kazsak da, o girişlerde 'deneyler' yapsak ta hiç bir şey göremeyiz bundan emin olun. Çünkü Agartha Gayp'dadır. Ancak Çevrimin sonunda görünür olacaktır. Orayla bağlantı kurmakta Kali-Yuga'da olmamız nedeniyle hiç de kolay değildir.
Bu arada 'Kanallardan edinilen bilgilere gelince bunlara değer vermekle birlikte asla ezoterik anlamda berrak ve Tek Olan'ın aktarımı olduklarım söyleyemeyiz, Ezoterizm bütün Ruhçu, Mistik vb batıcı bilimci zihniyetin ve bu asrın ürünü şeylerden uzaktır. Gerçekten Uzaktır. Agartha konusunda Berrak Ezoterik Tradisvonun anlatımım bulmak isteyenler lütfen Rene Guenon un Alemin Kralı isimli kitabına baksın ki bu kitap bu konuyu berrak ezoterik gelenek açısından ve Karanlık Çağın sınırları dahilinde söylenebilecekler çerçevesinde en iyi biçimde anlatmıştır.
Tanios Tanios [Gizemciler] Tradisyon
@
Sayın Tanios,
"Agartha" konusunda bilgilerinize katılıyorum. Benzer tanımlamaları değişik zaman ve mekânlarda değişik kişilere anlattığım halde, maddeci-bilimci bakış açısından, gizem şifrelerini çözmek ve konulan derinlemesine incelemek ne yazık pek çok yazarın ve araştırmacının (bilim adamı demeye dilim varmıyor, ama onların da) zaafı durumunda! Çünkü onlar, maddeci olarak bakmak ve irdelemek üzere programlanmışlar. Bilim dilinde "mecaz" veya "edebî sanatlara" yer yoktur. Doğru ve net bir ifade kullanılması gerekir.
Oysa geçmiş dar ve ezoterik çalışmalar, özellikle inançlar üzerindeki sırları "mecazlar" ve "kelimer" ardına gizlenmişlerdir. Bu ise günümüz dili ve bakış açısıyla, son derece ters, abuk, sapık anlamlar taşıyabilir; çünkü diller de değişime uğramıştır. Bu yüzden geçmişin ezoterik anlatımları olan mitoslar anlaşılamamakta, aile içi ensest ilişkilerle dolu bir çarpıklıklar tablosu sergilemektedir.
Tıpkı bilim-kurgu romanları yazarlarının bir kısminin bilim adamı olduğu gibi, geçmiş uygarlıklarla (sözgelimi Eski Mısır) ilgili romanlar yazan kişilerin bir kısmı da bilim adamı (Egyptolog) ve araştırmacıdır. Kendi alanlarındaki araştırmaları, roman kisvesi içinde toplumlara sunarken, bilimsel bildiri veya kitaplannda açıklayamadıkları ezoterik bilgilere de eserlerinde yer vermektedirler. Çünkü "gizemcilik" ve inançlar, üniversal eğitimin çok ötelerinde bir yerlerdedir ve "saygın" bilim adamlarınca kibarca "gülümsenerek" ve "safsata" olarak kabul edilirler.
"Agarta" üzerine bilgilerinizi okuduktan sonra, bu tür bir taramadan geçirdiğim eserlerden, bakın "benzer" neler buldum, "Eski Mısır" ile ilgili. Ki tarih ve sanat kitapları bize, onların çok tanrılı / putperest bir yapıda olduklarım anlatmıştı. Oysa bu eski uygarlık, günümüz "tek
tanrılı" dinlerin de beşiğidir ve şu ünlü "Amon, Aton ve Atum", bakın ne anlamlar taşıyor:
AMON:
"Gizli, saklı, saklanmış" gibi anlamlar taşır. Unvanları da "Bilinmeyen, Bilinemeyen, Şeklin Gizemi"dir. Gerçekte kimliği hiçbir zaman açıklanamayan, görülemeyen ama varlığını eylemleriyle gösteren "Esrarengiz Tanrı" anlamına gelir. Rahipler ona "Dönüşümler Gizemi ve Görünüşlerin Panitısı" gibi adlar vermiştir; ancak kendisini ve şeklini bilen yoktur. Onun gerçek adını sadece başrahip bilmektedir. Firavun dâhil herkes bu addan korkmaktadır.
"Hayatın sırrıdır ve her şeyde kendini gösterir. O, bunların hem hepsi, hem de hiçbiridir."
Tanrı Amon kötülüğü kovar, seven bir kalbin ettiği duayı duyar ve kendisini çağıranlara anında koşar. Onun gözünden hiçbir şey kaçmaz. O hem TEK hem de ÇOK'tur. Koç başı, Amon'un simgesidir. 2 devekuşu tüyü takılı uzun bir taç giymiş bir erkek olarak da tanımlanır.
AMON-RA: "Zaman Çarkı'nin Kozmik Ocağı". Her büyüklüğün ve her gücün modelidir. Dünya oluşumunda ilk ortaya çıkan ve doğan enerjilere "soluk veren" dir. Cömertlik, saçma ve saçılma (Rahman oluş)'dır. TEK'te ÇOKLUK Prensibidir.
ATON:
Tek tanrı "Aton", Güneş Kursu "O" ile simgelenir. Tanrı, bütün simgelerden ve temsillerden uzak olmalıdır. Çoluk çocuksuz, tek basma, hep var olan, değişmeyen, düşmansız bir tanrıdır.
Güneşin ve dünyadaki her şeyin arkasındaki "Yaratıcı Güc"ü temsil eder. O bilinmeyen ve şekli olmayan şey, hayatın her zerresinin içinde bulunan güçtür, îlk monoheist din olup "Sevgi Dini'dir.
ATUM:
Yaratıcı Atum "hem var olan hem de var olmayan" dır.
Kaynak "tek" olduğuna göre, anlatım müthiş bir netlikte ve benzerlikte. Her üç tanımın da, günümüz tann tanımından ne farkı var? "Ortak bellek = kollektif şuur" ve "Ortak bellek ötesi = Kollektif Şuur Ötesi"ne kaydolduktan sonra, her ülke, her uygarlık, her ırk veya toplum, aynı şeyi kendi dilinde tanımlayacaktır. Bu, Afrika yerlisi de olabilir, Eskimo da olabilir, bir materyalist veya ateist de olabilir!
Peki ama aynı düşünce yapışma sahip Firavun ile onun sarayında rahip/ hiyerofan (belki de başrahip = başhiyerofan) olan Musa = Moses arasındaki sürtüşme ve tartışmanın altında yatan neydi? Herhalde makam kavgası değildi; çünkü Moses de Ramses ile birlikte büyümüştü ve kardeş gibiydiler. Üstelik biri yönetimi diğeri de inanç sistemim elinde tutuyordu. Onları ayrılığa götüren, hatta inananlarla birlikte Mısır topraklarım terke yönelten, o "Yaratıcı Güc"e ulaşma yöntemi miydi? Yani "Yılan'ın Yolu" ile "Yıldırim'ın Yolu" arasındaki büyük fark!
Öte yandan Fatiha Sûresi'nin 3.Ayetinde "Malik-i yevmiddin" = "Din Günü/Dönemi'nin MALİK'i" ifadesi geçmektedir.
"Malik": *Bir şeyi elinde bulunduran, bir şeyin mülkünü elinde tutan, *Her şeyin sahibi olan Allah, *Cehennem zebanilerine hakim ve onları idare eden meleğin (prensibin) adı olarak sözlükte yer almaktadır.
|