ruzad.gg.jpg


HERMETİZM ve GELECEK GÜNLER

AGARTHA ÜZERİNE

REENKARNASYON

BİR REENKARNASYON VAKASI

REENKARNASYON "VAR" mıdır, "YOK" mudur?

ASTRAL ve ETERİK BEDENLER

YEDİ ÖLÜM KANUNU

BİZLER - ORTAK HAFIZA

EZOTERİK BİLGİLER

HAYAL mi GERÇEK mi?

KURTARICILAR

ZİYNETİN ÖRTÜLMESİ

MASKELER


AGARTHA ÜZERİNE


rumuz.s.jpg

Hermetik Forum'da Yazışma

Agarthi-Dünyanın Kralı

Öncelikle daha önceki maillerimde vurguladığım Gerçek Tradisyonun ve Ezoterik Bilgeliğin bilincinde olarak, bütün dinlerin ve inanışların ortak kaynağının ve simgesel anlatımlarının bilincinde olan Ayça Bike'nin yazdıklarına teşekkür ediyorum. Daha önce dediğim gibi Kali-Yuga'nın karakteristik ürünü olan Maddeci-Bilimci anlayışlardan kurtulamamış zihinlerin Eski Bilgeliklere ait verileri değerlendirmeleri sonucunda ortaya çıkan karabetliklere hala gülümsüyorum...

Agartha konusundaki yazılanların da büyük kısmı ufuk açıcı olmakla beraber yukarda bahsettiğim anlayış gereği yapılan yorumlar inanın Agartha'dan uzaklaşmaktan başka bir şeye yol açmıyor.

Agartha dünyanın merkezi simgeselliğini vurgulayan bir addır. Bu merkezin basında da Brahmamatma bulunur ki Dünya'nın Kralı olarak nitelenir ve gerçekte Alemin Bilincini simgeler. Agartha ilk çevrimlerde görünürdü daha sonradan var oluş kaynağından uzaklaşıp maddileştikçe ve yoğunlaştıkça görünmez olmuştur. Yeraltında olması bunu simgeler zaten Agartha'nın anlamı da Görünemez olan, ulaşılamaz olandır. Agartha'nın yer altında olması bazı bölgelerde girişlerinin olması yani coğrafi vakıalar onun simgeselliğini ortadan kaldırmaz ve vakıa olmasına engel de değildir. Ancak bahsettiğim Bilimci-Maddeci bakışla yer altını kazsak da, o girişlerde 'deneyler' yapsak ta hiç bir şey göremeyiz bundan emin olun. Çünkü Agartha Gayp'dadır. Ancak Çevrimin sonunda görünür olacaktır. Orayla bağlantı kurmakta Kali-Yuga'da olmamız nedeniyle hiç de kolay değildir.

Bu arada 'Kanallardan edinilen bilgilere gelince bunlara değer vermekle birlikte asla ezoterik anlamda berrak ve Tek Olan'ın aktarımı olduklarım söyleyemeyiz, Ezoterizm bütün Ruhçu, Mistik vb batıcı bilimci zihniyetin ve bu asrın ürünü şeylerden uzaktır. Gerçekten Uzaktır. Agartha konusunda Berrak Ezoterik Tradisvonun anlatımım bulmak isteyenler lütfen Rene Guenon un Alemin Kralı isimli kitabına baksın ki bu kitap bu konuyu berrak ezoterik gelenek açısından ve Karanlık Çağın sınırları dahilinde söylenebilecekler çerçevesinde en iyi biçimde anlatmıştır.

Tanios Tanios [Gizemciler] Tradisyon
@

Sayın Tanios,

"Agartha" konusunda bilgilerinize katılıyorum. Benzer tanımlamaları değişik zaman ve mekânlarda değişik kişilere anlattığım halde, maddeci-bilimci bakış açısından, gizem şifrelerini çözmek ve konulan derinlemesine incelemek ne yazık pek çok yazarın ve araştırmacının (bilim adamı demeye dilim varmıyor, ama onların da) zaafı durumunda! Çünkü onlar, maddeci olarak bakmak ve irdelemek üzere programlanmışlar. Bilim dilinde "mecaz" veya "edebî sanatlara" yer yoktur. Doğru ve net bir ifade kullanılması gerekir.

Oysa geçmiş dar ve ezoterik çalışmalar, özellikle inançlar üzerindeki sırları "mecazlar" ve "kelimer" ardına gizlenmişlerdir. Bu ise günümüz dili ve bakış açısıyla, son derece ters, abuk, sapık anlamlar taşıyabilir; çünkü diller de değişime uğramıştır. Bu yüzden geçmişin ezoterik anlatımları olan mitoslar anlaşılamamakta, aile içi ensest ilişkilerle dolu bir çarpıklıklar tablosu sergilemektedir.

Tıpkı bilim-kurgu romanları yazarlarının bir kısminin bilim adamı olduğu gibi, geçmiş uygarlıklarla (sözgelimi Eski Mısır) ilgili romanlar yazan kişilerin bir kısmı da bilim adamı (Egyptolog) ve araştırmacıdır. Kendi alanlarındaki araştırmaları, roman kisvesi içinde toplumlara sunarken, bilimsel bildiri veya kitaplannda açıklayamadıkları ezoterik bilgilere de eserlerinde yer vermektedirler. Çünkü "gizemcilik" ve inançlar, üniversal eğitimin çok ötelerinde bir yerlerdedir ve "saygın" bilim adamlarınca kibarca "gülümsenerek" ve "safsata" olarak kabul edilirler.

"Agarta" üzerine bilgilerinizi okuduktan sonra, bu tür bir taramadan geçirdiğim eserlerden, bakın "benzer" neler buldum, "Eski Mısır" ile ilgili. Ki tarih ve sanat kitapları bize, onların çok tanrılı / putperest bir yapıda olduklarım anlatmıştı. Oysa bu eski uygarlık, günümüz "tek
tanrılı" dinlerin de beşiğidir ve şu ünlü "Amon, Aton ve Atum", bakın ne anlamlar taşıyor:

AMON:
"Gizli, saklı, saklanmış" gibi anlamlar taşır. Unvanları da "Bilinmeyen, Bilinemeyen, Şeklin Gizemi"dir. Gerçekte kimliği hiçbir zaman açıklanamayan, görülemeyen ama varlığını eylemleriyle gösteren "Esrarengiz Tanrı" anlamına gelir. Rahipler ona "Dönüşümler Gizemi ve Görünüşlerin Panitısı" gibi adlar vermiştir; ancak kendisini ve şeklini bilen yoktur. Onun gerçek adını sadece başrahip bilmektedir. Firavun dâhil herkes bu addan korkmaktadır.

"Hayatın sırrıdır ve her şeyde kendini gösterir. O, bunların hem hepsi, hem de hiçbiridir."

Tanrı Amon kötülüğü kovar, seven bir kalbin ettiği duayı duyar ve kendisini çağıranlara anında koşar. Onun gözünden hiçbir şey kaçmaz. O hem TEK hem de ÇOK'tur. Koç başı, Amon'un simgesidir. 2 devekuşu tüyü takılı uzun bir taç giymiş bir erkek olarak da tanımlanır.

AMON-RA: "Zaman Çarkı'nin Kozmik Ocağı". Her büyüklüğün ve her gücün modelidir. Dünya oluşumunda ilk ortaya çıkan ve doğan enerjilere "soluk veren" dir. Cömertlik, saçma ve saçılma (Rahman oluş)'dır. TEK'te ÇOKLUK Prensibidir.

ATON:
Tek tanrı "Aton", Güneş Kursu "O" ile simgelenir. Tanrı, bütün simgelerden ve temsillerden uzak olmalıdır. Çoluk çocuksuz, tek basma, hep var olan, değişmeyen, düşmansız bir tanrıdır.

Güneşin ve dünyadaki her şeyin arkasındaki "Yaratıcı Güc"ü temsil eder. O bilinmeyen ve şekli olmayan şey, hayatın her zerresinin içinde bulunan güçtür, îlk monoheist din olup "Sevgi Dini'dir.

ATUM:
Yaratıcı Atum "hem var olan hem de var olmayan" dır.

Kaynak "tek" olduğuna göre, anlatım müthiş bir netlikte ve benzerlikte. Her üç tanımın da, günümüz tann tanımından ne farkı var? "Ortak bellek = kollektif şuur" ve "Ortak bellek ötesi = Kollektif Şuur Ötesi"ne kaydolduktan sonra, her ülke, her uygarlık, her ırk veya toplum, aynı şeyi kendi dilinde tanımlayacaktır. Bu, Afrika yerlisi de olabilir, Eskimo da olabilir, bir materyalist veya ateist de olabilir!

Peki ama aynı düşünce yapışma sahip Firavun ile onun sarayında rahip/ hiyerofan (belki de başrahip = başhiyerofan) olan Musa = Moses arasındaki sürtüşme ve tartışmanın altında yatan neydi? Herhalde makam kavgası değildi; çünkü Moses de Ramses ile birlikte büyümüştü ve kardeş gibiydiler. Üstelik biri yönetimi diğeri de inanç sistemim elinde tutuyordu. Onları ayrılığa götüren, hatta inananlarla birlikte Mısır topraklarım terke yönelten, o "Yaratıcı Güc"e ulaşma yöntemi miydi? Yani "Yılan'ın Yolu" ile "Yıldırim'ın Yolu" arasındaki büyük fark!

Öte yandan Fatiha Sûresi'nin 3.Ayetinde "Malik-i yevmiddin" = "Din Günü/Dönemi'nin MALİK'i" ifadesi geçmektedir.

"Malik": *Bir şeyi elinde bulunduran, bir şeyin mülkünü elinde tutan, *Her şeyin sahibi olan Allah, *Cehennem zebanilerine hakim ve onları idare eden meleğin (prensibin) adı olarak sözlükte yer almaktadır.

ruzad_amblemi.kk.jpg

sonsuzluk.k2.jpg

Burada ilginç olan, sözünü ettiğiniz "çevrim" öncesi "Cehennem zebanilerine hakim ve onları idare eden meleğin (prensibin) adı"; ama "çevrim" sonrası "Her şeyin sahibi olan Allah" şeklinde ifadelenen olmalıdır. Bu yine bana, Hermetik tabloda ve Kabbala'da "Hayat Ağacı = Evren Haritası" üzerinde MALKUT'u, 10. kürede yer alan "Dünya'nin Efendisi olma" veya "Temel, Ana prensip. Tohum" sembolünü de anımsattı.
Şimdilik bu kadar. Devamı dileğiyle, keyifle kalın!

Ayça BİKE
@

Sevgili Ayça Bike

Son mailinde, Tradisyonun 'sahih' çizgisini taşıyan nitelikteydi, yeniden teşekkürler. Simgeselliği, Çevrimsel Yasaları, Hermes'in Karşılıklılık Yasasını vb bilerek konuşan insanlardan Dünya'nın Kralı hoşnut oldu. Agartha'da eminim buna hoşnut oldu; çünkü o hoşuna giden düşünüşlerden razı olur ve onları destekler... Tarih boyunca bütün eski bilgelikler aynı gerçeği farklı dillerle ve içinde bulundukları Çevrimin özelliklerine göre aktarmışlardır.

Küçük bir örnek olarak Atlantis ya da daha incesinde, dahası önceki çevrimlerde; çünkü Atlantis bizim çevrimimizin içinde bir alt çevrim gibidir. Varlık henüz şimdiki gibi katılaşmadığı ve kaynağından uzaklaşmadığı dönemlerde Bireyselleşmiş Tanrı kavramı yoktu; çünkü herkes ve her şey tanrısaldı ve şimdiki gibi ona uzak değildi bilgelik doğaldı.

Tarih boyunca yaşayabilen ve aktarılan her şey de Ezoterik anlamda Tek Olan'nın bizzat ilettiği bilgelik olarak kalmadı elbette bazı eski bilgeliklerde sapmalar oldu mutlaka ve günümüze dek ulaştı. Örneğin Babil'in ve Mısır'ın son dönemleri böyleydi. Bu yüzden Gerçek tradisyon'un bilincinde olarak bize ulaşan bilgelikleri incelemeli ve anlamalıyız. Biz manvantara'nın en son çevriminin sonundayız. Bu dönemin tipik özelliklerinden birisi de Gizlenmedir ve Tanrısal bilgelik kapılarının kapanmasıdır; bu mutlak bir kapanma değildir; ama Çağın Bilgesi'nin dediği gibi çok çok zorlaşmıştır.

Dolayısıyla 'kanal'lara karşı temkinli olmakta yarar vardır. Elimizde ulaşanın her bilgiyi kıyaslayabileceğimiz "Sahi Ezoterik Tradisyon" vardır. Bu bilgeliğin de belli özellikleri vardır onu bunlardan tanıyabiliriz yukarda bahsettiğim yasalara uygunluk, maddeci-bilimci bakışın yadsınması, bütün inanış ve dinlerin ortaklığım ve simgesel anlatımlarının altındaki birliği görme ve bu yüzden hiç bir din veya inanışı olumsuzlamamak bu özelliklerden bazılarıdır.

Agartha konusundaki yararlı yazılarına arkadaşların ben de Çağın Bilgesi ve sahih
tradisyonun berrak sesi olan Rene Guenon'un Alemin Kralı kitabından bir aktarımla katılmak istiyorum;

"Bütün geleneklerle uyum gösteren tanıklıklardan hareketle şöyle bir sonuç çok açık olarak ortaya çıkmaktadır; Diğer bütün Kutsal Topraklar'a örneklik arz eden bir Kutsal Toprak'ın varlığı. Öyle bir manevi merkez ki bütün diğer merkezler onun altında yer almaktadır. Eflatun'un da Saadetliler Yurdu dediği bu yurdun yeri 'gayb' alemidir. Ancak bunun ne olduğunu anlamak istersek bütün geleneklerin bahsettiği manevi mertebelerin durumunun da bu olduğunu belirtmek gerekir ki bunlar gerçekte birer inisiyasyon düzeyini simgelerler. Zaten diğer âlemlerin tamamı birer varlık mertebesinden ibarettir; yoksa her ne kadar simgesel olarak öyle tasvir edilseler de birer mekan değildirler. Bunları tanımlamak için kullanılan Latincedeki locus ile aynı anlama gelen Sanskritçedeki 'loka' kelimesi kendi içinde bu uzay simgeselliğini taşımaktadır. Zamanla ilgili çevrimsel anlatımda aynı Simgeselliği taşımaktadır. Yeryüzü çevriminin içinde bulunduğumuz döneminde Kali Yuga'da, bazı dış ilişkilerin gerçekleşmesini sağlamakla her türlü kutsal dışı bakışlardan bekçilerle korunan bu Kutsal Toprak gerçekten gaybdadır. Öyle ki ona ulaşmak için gerekli olan niteliklere sahip olmayanlar için ulaşılmazdır.

Şimdi, belli bir bölgede yer alması onun gerçekten harfi harfine orada olduğu anlamına mı gelmekte yoksa bu mevkilendirme simgesel midir ya da her ikisi birden mi? Bu soruya sadece şu şekilde cevap veririz: Bize göre coğrafi vakıalar ve aynı zamanda tarihi yakıların kendisi, her şey gibi bir simgesel değere sahiptir. Zaten bunların böyle olması onların bir vakıa olmaları gerçeğinden hiç bir şey eksiltmez. Aksine bu doğrudan deneyimlenen birer olgu olmaları yanında onlara daha yüce bir anlam katmaktadır..."

Rene Guenon, Alemin Hükümdarı; Dinlerde Merkez Sembolizmi, insan Yayınları, aynı kitabın Ruh ve Madde'den Dünyanın Kralı adlı bir baskısı da vardır.

Tanios Tanios [Gizemciler] Tradisyon
@

Agarta'nın yerini bulmak için birçok insan hayatini vermiştir. Ama unutulmamalıdır ki sembollerin hem gerçek tarafları, hem de gizemli tarafları vardır. İste "Agarta" kelimesi de öyledir. NEDEN KENDİNİ GIZEMLERE AÇAN KİŞİLER HEP AGRATA' Yi 3. BOYUTLU EVRENDE ARIYORLAR. Burada atılan daha önceki mesajları okudum. Çoğu mesajda hep 3 boyutlu fiziksel dünyaya göre açıklamalar veya yerlemeler var. Gizemle uğraşanlar diğer boyutlari da kabul etmesi gerekir bana göre.

"Agarta" kelime anlamı olarak 'gizli olan yer' anlamına gelir. Ayrıca "Dünya alti" terimi ile Agarta' nın "insanin kendi içinde" aramasını gerektirdiğini belirtir. Ama bir taraftan da dünya altında birçok tüneller mevcuttur (Hepsi Agarta ile ilgili olmasa da) Yani demek istediğim şey sembolleri açıklarken hem dünyasal hem de batini (içrek) olarak bakmakta yarar var.

Örneğin tüneller dünya üzerinde birçok uygarlığı birbirine bağlıyor. Bu da demektir ki Agarta' ya olasmak için bütün medeniyetleri incelemek ve onların içinden kendine yarayan kısımları almak gerekir. En basit anlamda işte budur Agarta sembolizmi.

Veya kapılardan bahsedilir. Burada hem gerçekten o kapılardan geçen kişiler var. Hem de bu kapının sembolik anlamları var. Örneğin 4 Kapı = 4 Element. Belki de 4 elementi tam olarak anlayınca, Agarta' nın gerçek kapısından girebileceğiz.

Tabii ben de o kadar araştırmalarıma rağmen belli bir yere kadar sembolik anlamları çıkardım. Elimden geldiği kadar açıklama yapabildiysem ne mutlu. Agarta' nin fiziksel olarak bilgileri (Yapılan tüneller, kapılar gibi) sitemde yer alıyor. Önemli olan bunları okuduktan sonra GERÇEK AGARTA' ya (insanin kendini bulması) GİTMEKTİR.
İlhan ER


ruzad@ruzad.org