ruzad.gg.jpg


HERMETİZM ve GELECEK GÜNLER

AGARTHA ÜZERİNE

REENKARNASYON

BİR REENKARNASYON VAKASI

REENKARNASYON "VAR" mıdır, "YOK" mudur?

ASTRAL ve ETERİK BEDENLER

YEDİ ÖLÜM KANUNU

BİZLER - ORTAK HAFIZA

EZOTERİK BİLGİLER

HAYAL mi GERÇEK mi?

KURTARICILAR

ZİYNETİN ÖRTÜLMESİ

MASKELER


HERMETİZM ve GELECEK GÜNLER


rumuz.s.jpg

Gizemciler Forum'da Yazışma:

Geçmiş dönemlerde, insanlığın büyük ve yeni bir deneye başlama aşamasında, madde ile olan çalışmalarının bitirileceği ve aklın madde üzerinde hakimiyet kuracağı bir plan ve program yapıldığını varsayalım. Bu programın sonucunda, maddenin efendisi olunacak ve Gökbilimcilere göre yıldız tozları/ porları olarak inilen dünyadan, ışığın bilinçli adayları olarak evrene dönüleceğini düşünelim. Bu bilgi, tüm Ortadoğu Tektanrılı Dinleri'nin temeli olan kadim Mısır Öğretilerinin ve "Hermetizm"in ana prensibidir:

İyonyalıların (Yunan) Ay tannsı Thot'a verdikleri ad: Hermes Trismeghisthos'tur. "Hermes'in Üçlüsü" anlamını taşır, O'nu l) Eski bir Mısır Kralı, 2) Din adamı, 3) Büyücülüğün kurucusu olarak bilmişlerdir. Bilimi ve yazıyı icat edendir. "Kitapların tanrısı ve Tanrıların Katibi"dir. Sonsuz tarih kayıtlarını kaydeden Katip'tir. Bilgelik kitapları 42 tane olup, yeniden doğuş kültünü oluşturur. Bu kitaplar, kuşaktan kuşağa geçirilen ÖZDEYİŞLER derlemesidir. YAZICILAR tarafından kopyalanır ve tamamlanırlar.

"Thot", balıkçıl kuşu "îbis" ile simgelenir. Diğer unvanları: Hukukun Efendisi ve Kelamın Bilgesi'dir. Hatta astroloji ve simya ilmini de o kurmuştur.

Tevrat'a göre Hermes, altıncı kuşaktan bir Peygamber olup Hanok'tur.. Kur'an'a göre Adem ve oğlu Şit'en sonra üçüncü peygamber olup İdris'tir. Kalemle yazı yazan, "göklerin esrarım bilen" ve dikiş diken (iki sistemi birleştiren) ilk kişidir.

İyon (Yunan) kaynaklarına göre, Tep ve Memfis tapınaklarında öğretilen gizemcilik, layık olana sözlü olarak anlatılır, ezberde saklanır, papirüse yazılı belgesi bulunmazdı. Çünkü herkesin bu bilgiyi kaldıramayacaklarına inanılırdı. Üstelik işkenceyle de açıklamazlardı.

Hermes'in 7 prensibi şöyleydi:

l.Yaratıcı Öz'e, Au/ Aum sesi ile yükselinir.
2.Aşağıda ne varsa, yukarıda da o vardır.
3.Her şey değişmektedir. Değişmeyen tek şey, değişimdir.
4.Dünyada Karşıtlıklar Yasası bulunmaktadır.
5.Her şey içe ve dışa doğru akmaktadır.
6.Her şey sebep-sonuç ilkesine tabidir.
7.Eril ve dişil enerji mevcuttur. Bu, yapma ve yaratma gücüdür.

Bu ilkelerin sonucunda, Hermetik öğreti şu açılımı yapmaktaydı:
l.İnsanlar ölümlü tanrılardır; tanrılar ise ölümsüz insanlardır.

2.İçle dış, küçükle büyük arasında hiçbir fark yoktur, küçükle büyük arasında da öyle. îç dış gibidir, dış da iç gibidir. Büyük küçük gibidir, küçük büyük gibidir. Evrende hiçbir şey ne iç ne dış, ne büyük ne küçüktür. Bir tek yasa ve onun gördüğü iş vardır. Nedenler daima gizlidir, ama kimi insanlar yetenekleri ve çabalarıyla bu gerçeği görebilirler.

3.Sonsuzluk, pek kısa bir zaman son olan zaman ve mekan içinde anlaşılamaz. İnsanlar ancak öldükten sonra gerçeği kavrayabilirler; çünkü ancak o zaman onlar da sonsuzluk içinde olacaklardır. Sonsuzluk ancak sonsuzlukta anlaşılabilir. Yaşarken zaman ve mekanla sınırlıyız, sınırsızlık, sınırlılık içinde kavranamaz.

4.Evrensel boşluğun en altında ölümlülük yeri Dünya, en üstünde de ölümsüzlük yeri Satürn bulunmaktadır. Satürn, evrensel aklın bütün sırlarını taşımaktadır.., yedinci ve son kattır, ölümsüzlüğe ancak oradan ulaşılır. Satürn parlak bir ışık içindedir. Ruhlar ondan koparak dünyaya doğru düşmeye başlarlar. Bu düşüş bir sınavdır. Düşüş, büyük ışıktan inildikçe yavaş yavaş koyulaşan karanlığa doğrudur. Işık ruhtur, karanlık da maddedir. Ruh, kısa bir sınav için yeryüzüne inip madde ile birleşir, ama ona boyun eğerse yok olur. İnsan ruhu, Tanrısal Ruh'un bir parçasıdır. Ne var ki eğer maddeye boyun eğip sınavlarını veremezlerse, Tanrısal ışık ondan ayrılıp, tek başına geldiği yere döner. Işıksız kalan ruh, karanlıkta eriyip tükenir. Büyük boşluk, inen-çıkan ve bu arada eriyip tükenen sayısız ruhların kasırgası içindedir. Sınavı başarıyla veren ruhlar indikleri yedi kat göğe yeniden yükselip ölümsüzlüğe kavuşurlar; işte o zaman mutlak gerçeği de öğrenebilirler.

a. Yeryüzündeki sınavında maddeye boyun eğmeyip sınavını kazanan ruh ilkin Ay'a yükselir. Ay, düşünce dehasıdır, elinde gümüş bir orak tutar, doğumları ve ölümleri düzenler. Hermes/Thot da ay tanrısıdır. Ruhları cesetlerinden kurtararak büyük ışığa doğru çeker.

b.İkinci basamak Merkür'dür. Soyluluk dehasıdır. Cesetlerinden ayrılmış ruhlara çıkacakları yolu gösterir.

c.Üçüncü basamak Venüs'tür. Aşk dehasıdır. Elinde ışık aynasını tutar, birbirlerini unutan ruhlar, bu aynada yeniden birbirlerine kavuşurlar.

d.Dördüncü basamak Güneş'ür. Güzellik dehasıdır. Pırıltı pınarıdır. Başarılı ruhları aydınlatır ve ölümsüzlüğe hazırlar.

e.Beşinci basamak Mars'tır. Adalet dehasıdır. Elinde adaletin keskin kılıcını tutar ve ruhlar onun tartısından ve kılıcının altından kolaylıkla geçerler.

f. Altıncı basamak Jüpiter'dir.(Jüpiter'in ibranice adı MELKİ ZEDEK'tir. Adil Kişi anlamına gelen "Zadik" kökünden türemiştir.) Bilimin dehasıdır. Elinde büyük gücün tanrılık asasını tutar.

g.Yedinci ve son basamak ise ölümsüzlüğe kavuşulan büyük aydınlık, tümel aklın bütün sırrını saklayan Satürn yıldızıdır. Ruhları ölümsüzlüğe götüren, dünya sınavında iradelerini kullanıp güçlerine dayanarak elde ettikleri Aydınlık Bilinç'tir. Bu bilince kavuşmak için yükselmeyi istemek yeterlidir. Yükselen ruh, "aydınlık bilinci"ne dayanarak "tüm güzellik, tüm güç, tüm akıl" olur. Bu ise "ölümsüzlük"tür.

Burada ifade edilen Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn,.. gezegenler olmayıp, insanın evrimsel olgunlaşmak basamaklarım simgeleyen, "HAYAT AĞACI" da denilen kozmik "EVREN HARITASI"ndaki kendi IŞIK KÜRELERİ = SEFÎROLAR'dır ve her biri yukarda karşılığı verilen Bilinç Halleri'ni simgeler. Ay'dan önceki basamak ise DÜNYA'dır.

Birkaç yıl önce 9 gezegen sıraya dizilmişti... yine dizilecektir... Ama asıl söylenen, bilinç aşamalannın üstüste binmesi ve sıçrayışlardır. "Kendini İdrak"in Kabalistik karşılığı 6'dır

Bu yeni deneyim sırasında, insanlık "akıl yolu"nu arayarak bu basamaklan tırmanırken, 3
önemli aşamadan geçecektir.

l.Beşer olmanın idrakini yaşayacaktır: 6
2.İnsan olmanın idrakini yaşayacaktır: 6
3.Ruh kazanmanın idrakini yaşayacaktır: 6

Bu ise bizi 6.6.6. ya götürmektedir. Yani hem beşerin, hem insanın hem de ruhsallığının idrakini taşımak; onunla bütünleşmek. Hatırlanacağı üzere, İslâmî ezoterizmde de Allah'ın şifre değeri 66'dır. Bu ise, kişinin kendini "O"nunla bütünleştirmesidir. Hıristiyan bağnazlığı, bunu da negatifinden kabullenmiş ve şeytan yani nefsaniyet olarak örtmüştür; ki bu yüzden onlara "gâvur/ kâfir" = GERÇEĞİ ÖRTEN denmiştir.

Her sistem, bilgiyi pozitifi ve negatifi ile ikili/düal yaşar. Ama bilgi TEK'tir. Pozitifi yaşarsanız kendinizin EFENDİSÎ olursunuz; negatifini yaşarsanız, maddenizin KÖLESÎ olursunuz; ki bu da "ŞEYTAN" = "yakıcı arzular" veya "nefsaniyet" olarak sembolize edilir. Bu yüzden kendi yarattıklarının kölesi durumuna gelen insanlık, yakıcı sahiplenme arzularının altında ezilmektedir. O açıdan bakarsanız, hem 66 hem de 666 negatiften vurmaktadır, böyle kişilere ve toplumlara.

Bilgi, kozmosta turlamaktadır ve devamlı kendini çoğaltarak ve katlanarak yayılmaktadır. HEP VARDIR. Her bilinç, idraki oranında bu bilgiye uzanmakta, ondan yararlanmaktadır. Buna her ne ad verilse verilsin. Sonsuz ve Sınırsız MUTLAK ve ERİŞİLMEZ DÜŞÜNCEnin görünürleşmesi ve bilinirleşmesidir. "Din Günü" olarak nitelenen dönem sonunda, MALIK, yani MADDENİN EFENDÎSÎ olunacaktır.

ruzad_amblemi.kk.jpg

zerreler.k.jpg

Bu ise, yeni bir düzene geçişin KAPI'sıdır. Her bilinç sıçrayışı/ yükselmesi, yeni bir düzene ve düşünce biçimine doğuştur. Her doğuş, bir öncekinin ölümüdür. Bunun dilimizdeki karşılığı ise KIYAM ve toplumsal boyutta KIYAMET'tir.

Kıyamet (= Kıyamlar): *Topluca ayağa kalkmak, "Topluca bir ise başlamak, devam etmek. "Topluca ölüm ertesi dirilmek. "Topluca canlanmak. "'Dünyanın sonu ve mahşer (kargaşa) meydanında bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. *Mecaz: Büyük bela. *Fazla sıkıntı.

Kıyamet (=Kıyamlar): *Topluca ayağa kalkmak, "Topluca bir ise başlamak, devam etmek. "Topluca ölüm ertesi irilmek. "Topluca canlanmak. "(Dünyanın sonu ve mahşer kargaşa)
meydanında bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. *Mecaz: Büyük bela. *Fazla sıkıntı.

O halde 3 önemli anahtarı elimizde tutmaktayız demektir:
1. Ayaklanmalar, isyanlar, başkaldırılar; büyük kargaşalar, sıkıntılar,

2.Dünya'mn Sonu... Hangi dünyanın? İşte yukarda sözü edilen maddesel yaşamın, maddesel saplantıların, maddesel hazlann, maddesel yakıcı arzulara (şeytana) köleliğin sonu!

3.Yeniden diriliş... canlanma... kalkınma... yeni bir anlayış, düşünüş, yaşam ve görüş ile yeni bir dünyanın yaratımı.

*Bütün bunları yaşıyor muyuz? Yaşıyoruz...
*İnsanlık, yeni bir yapılanmanın doğum sancılarım çekiyor mu? Çekiyor...
*0rtalığı toz duman (Mecaz; Zihinsel bulanıklık) sarmış mı? Sarmış...
"'Maddesel saplantılar, ölüm öncesi son parlamalarını yapmaktadırlar. Yangın da sönmeden önce, son kez parlar. Bu yüzden "bina ve zina artacak" denmiştir. Yani her şey "fahiş" olarak (haddinden fazla, sınır tanımadan) yaşanacaktır!

*Sonuç: "Aklın ve Vicdan'ın Zaferi" olacaktır! İşte bu, aynı zamanda "Ruh'u Giyinmek" veya "Ruh Kazanmak" olarak da tanımlanmaktadır.

*Yine tüm kadim öğretiler ve kutsal metinler bunu AVATAR'ın (Bilincin) 10.inişi, Allah'ın tüm Melekütu'nun (prensiplerinin) dünyaya inişi. Mahşerin 4 atlısı, 7 Mührün (şakranın) açılması veya Nostradamus, 1999 Mayıs'ında Korku'nun Büyük Kralı'nın inişi tarzında tanımlamışlardır. (Korkunun Büyük Kralı, Ortaçağ'da Avrupa'da halk arasında "Güneş Tutulması"m verilen addır. Astrologlara göre bu olay, genelde kötü olaylara yol açar. Bir hükümdarın öleceği, bir ülkenin yağmalanacağı ya da bir felaketin yaşanacağı gibi... Mecazi olarak güneş -> idrak ve bilinç açıklığı, aydınlanmanın da karşılığıdır. Güneş tutulursa, bilinç kararır, zihin bulanır; kargaşa ve terör, korku yani deccal ortaya çıkar.)

"1999 yılının beşinci ayında, gökyüzünde
"Arz-ı endam edecek Korku'nun Büyük Kralı,
"Kral Angouleme'i diriltecek yeni baştan,
"Öncesinde ve sonunda büyük savaşın, hüküm sürecek mutlulukla.

1999'un (zaman kayması ile) 8.ayının 17.sindeki Büyük Marmara Depremini anımsayınız. Tüm dünya ayağa kalkmıştı)

Mutlak Sonsuz ve Sınırsız Yücelik, dünya yasalarını kurguladıktan sonra, insana 3 sağlam joker vermiştir:
l.Akıl (Kutsal metinler bunu ısrarla vurgular)
2-Gönül = Vicdan,
3.irade = seçim/tercih hakkı.

Zaten insanlığın da başta verdiği "akit/ ahit"= yemin veya sözleşme bu değil midir? Maddeleşmek, deneyimlemek ve Sonsuz/ Sınırsız bilgiye bilgi katmak; o bilgide BİLGİ olmak! İster pozitiften deneyimlersiniz "yaratıcı" olursunuz; sonunda kendinizi bile yeniden yaratırsınız, ölümsüzlüğe ayak basarsınız (şifresi Cennet = sonsuz düşünce ve yaratı ortamı); ister negatiften deneyimlersiniz "yok edici" olursunuz, sonunda kendiniz dahil gücünüzün yettiğini yok edersiniz (şifresi cehennem = ahlaksızlık ortamı)... Seçim bize ait!

Bu konuda kutsal metinler şöyle bir ifade kullanır. "O dönemde (ki içinde yaşıyoruz artık) kurtuluşa erenler (maddenin esaretinden kurtulanlar) mutlu ve huzur içindeyken; cehennemlikler, ıstırap çekecek, kaçacak/ sığınacak yer bulamayacak, ne malının/ mülkünün ne de ailesinin hayrım görebilecektir". Dönünn bir çevrenize bakın!...

O zaman:
*ne başkasına kusur bulmamız olası, çünkü iyiyi de kötüyü de yaratan bizleriz,

*ne başkasından şefaat beklememiz gerekli (şimdilerde bir guru salgınıdır gidiyor, herkes önünde el-pençe divan durup, ayağına yüz sürerek, kendi aklı yerine başkasının aklını kullanarak zihnim açmaya çalışıyor. Bu, yüzlerce yıldır tapınaklarda bu ilmi yapanlara hakarettir, en azından),

*ne korkular içinde yaşamı kendimize zehir etmemiz olası (korku, sağlıklı düşüncenin düşmanıdır; zihni kilitler ve akıl yürütmeyi, muhakeme gücünü kapatır). Bu bağlamda DECCAL sözcüğü de, çok eski bir terim olup, KORKU ve DEHŞET anlamındadır. Bunu bir kişiye yüklemenin anlamı yok; çünkü bireysel değil bütünsel bir korku ve dehşet dönemi yaşamaktayız.

*ne de birtakım süreler koyup "şu yılın, şu ayının şu günü, şu saatte, şurada" gibi şartlanmalarla kendimizi helak etmemiz olası. Şu bir gerçek ki, özümüz, öz varlığımız, içimizdeki BEN her şeyi biliyor; ama bunu maddeden veya görmezlikten gelen, egolanmız, saplantılanmız, şartlanmışlıklanmız. Şunların örtüsünü bir sıyırabilsek, AYDINLIĞI görebileceğiz.

Sevgiyle kalın - Ayça BİKE
@

Teşekkür
Sevgili Ayça seni tanımıyorum ama Gizemciler forumundaki o güzel mailini okuduktan sonra teşekkür etmek istedim, gelenek ve dinlerdeki o ezeli ortak bilgeliğin bilincinde birisi olduğun anlaşılıyor, bu forumda bu konuda çok kez çağrı yaptım ancak dinlerin geleneklerin ortaklığını Tek Olan'ın gönderdiği ezoterik bilgeliği ve onun farklı yansımalarını bilenler çok az ve yaklaşan Son'da sahte ezoterizmin yanında yani karanlığın tarafında yer almaya yol açıyor bu durum, forumda da ek görüşlerimle birlikte teşekkürlerimi sunacağım ama özel olarak da iletmek istedim, sevgiyle kal.

Tanios - Hermetik Grubu
@

Sevgili Ayça Bike, sizi büyük keyifle okudum. Yazılarınızın her satırındaki o diri can enerjisini hissettim. Bazı bilgiler, onları bildirenden dolayı yaşamsal güç taşırlar. Bu güç bildirenin öz gücüdür. Her satırınızda sizin sesiniz çınladı. Sizi sizle okudum. Teşekkürler.
Sevgiler

Nezire SELÇUK
@


ANA SAYFA

ruzad@ruzad.org