ruzad.gg.jpg


YENİ YAZILIM

ÖZÜN BİLGİSİNE NASIL ULAŞILIR?


ÖZÜN BİLGİSİNE NASIL ULAŞILIR?


rumuz.s.jpg

ruzad_amblemi.kk.jpg

Derleyen: Altan GÜROL

yaz_-ma_allah.jpg

Bütün ruhsal bilgiler, yüksek ahlak ilkeleri, bu konuda yapılan çeşitli ibadetler, egzersizler vs hepsi özün bilgisine giden yolu yürüyebilmek içindir. İnsan o yolda yürür, ama yolun sonu asla gelmeyebilir. Bu nedenle o yoldaki yolculuğa ebedi yolculuk da denir. Yolun sonunun asla gelmeyeceği düşüncesi karşısında düş kırıklığına uğramak çok çocukçadır. Çünkü yol, huzurun, sevginin, mutluluğun yoludur, hiç bitmemesini isteyeceğimiz bir yoldur. Yol insanlığa daima gösterilmiştir. Kaldı ki her olay hoşumuza gitsin gitmesin yolu işaretlemektedir. Önce öze giden bir yolun farkında olmak, sonra yolu görmek gerekir. Yolu gören, artık yürümeye hazır olduğunda öğretmen mutlaka gelir. Öğretmen kimi zaman sistemin temsilcisidir, kimi zaman doğrudan doğruya sistemdir veya ikisi bir aradadır.

Yolu gören ve öğretmeni ile karşılaşan, artık egosunun önüne serdiği sayısız yoldan vazgeçip, o hem çok zor, hem de çok kolay olan yolu seçmek ve sistemin bilgilerine uygun eylem içinde olmak zorundadır. Yürünecek yol tekdir. İki yol birden yürünmez. Adı isterse "özün yolu" olsun, o yol koşulsuz sevgiyle, bilgiyle eylemin hiçbir aralık bırakmadan birinin diğerini takibiyle yürünür. Dün dündü cancağızım, bugün yeni bir gündür, sözü gibi, Hz. Muhammed'in "iki günü birbirinin aynı olan kişi kayıptadır" sözü aynı anlamı ifade eder. Yolda öze doğru yürümek her gün daha üst bir bilginin eylemi ile yenilenen arınmış ve yüksek zihinle yürümek demektir. Gerçeğin bilgisi her kademede önemlidir, değerlidir. Ancak o bilgi ile ben düne ait hangi eylemimden vazgeçtim ve bu gün, dünkü o eski eylemin yerine yeni ne koydum, mesele buradadır. Özetle öze yürüyüş her gün bir şuur basamağı çıkarak, başka bir değişle her gün yenilenerek, yükselerek bir değişim yaşamaktır. Erişilir mi, bilmiyorum, ama öğretmenin bizi çok fazla beklemeyeceğini biliyorum.

ruzad_amblemi.kk.jpg

yaz_-allah.jpg

Erişmek bir şeyin çok uzakta olduğunu düşünüp aklını gönlünü dikkatini o uzaklara ulaştırma gayretinde olmak, o uzaklarda aramaktır. Hâlbuki bize devamlı, o bilginin yanı başımızda olduğu söylenmektedir. Erişmek istediğimiz şey, şimdi ve burada değil, içimizde değil bir başka yerde mi? İşte bizi Özün Bilgisinden ayıran bu yanlış bakıştır. Uzaklara bakış bizi eylemden uzak tutar, varsayımlar içinde gezindirir, bizde bir değişim meydana getirmez ve sonuçsuzdur. Yanı başımızda olan bilgiler ise eşimizin, dostlarımızın, çocuklarımızın aynasından devamlı aksetmektedir. Onları bildiğimizi, tanıdığımızı zannederiz. Ama bu sadece bir zandan ibarettir. Çünkü sahiden tanımak ve bilmek bizde farkındalık ve değişim meydana getirir. Egodan fedakârlık gerektirir, kabul içinde bulunmayı gerektirir. Bütün bunlar eylem demektir. Bu nedenle uzaklara bakmak kolay, yakınlara bakmak zordur. Özün bilgisi bu kadar yakındır, ama içine girmekten kaçınırız.

ruzad_amblemi.kk.jpg

Özün bilgisinden ne denmek istendiği, hangi manada ifade edildiği veya nasıl bir anlam çıkartılmaya çalışıldığı önemlidir. Her şeyin bir özü muhakkak vardır. Özlerin bilgisi oluşturdukları oluşumların bilgisidir. Şayet özün bilgisi deyince varlıklardaki özden bahsediyorsak, bu öz; Mutlak olanın tasarrufunda olan bilgidir. Her şeyin neden ve sebebini bünyesinde barındıran bilgidir. Yani biz varlıkların erişmesinin mümkün olmadığı, müteal olan bilginin kendisidir. Ancak varlıklar tekâmül ettikçe özün yansıması olan oluşumların bilgisinden nasibi olanına ulaşabilir.

Özün bilgisinden biz varlıklara ancak üç bilgi verilmiştir: 1-Rabbini bileceksin, 2-Kendini bileceksin, 3-Tekâmül edeceksin.

ruzad_amblemi.kk.jpg

Öz, bir şeyin temeli, esası olduğuna göre özün bilgisi, o şeyin esası olan bilgidir. O bizi sevgisinden varettiğine göre, özümüz sevgidir. Sevgi, membaı Yaratanda olan ilahi bir enerjidir. Yeri de gönüldür. Gönlün sesi de vicdandır. Kişi eyleme geçerken, aklını gönlüne onaylatmak için vicdanının sesini dinler. Böylece özün bilgisine varır.

ruzad_amblemi.kk.jpg

Öz'ün bilgisi deyince benim hissettiğim, kendi varlığımızın özü olan bilge ruhsal varlığımızdır. Çünkü o her şeyi bilir ve bu özün bilgisine, bedenli olarak beşeri faaliyetler içerisinde olmak gibi sıradan bir eylemle ve sıradan yöntemlerle erişilemez diye düşünüyorum, adı üstünde "öz" geçicilikten uzak olandır. Çok ince olan ve her zaman erişilemeyendir, bu özellikleri bakımından öz'e (bilgisine) her zaman ve her ortamda erişmek mümkün olmaz.

Öz'ün ince bilgisine erişmek için incelmemiz (sevgi titreşimine geçmemiz), ruhsal kilolarımızdan kurtulmamız (ön yargılar ve sabit fikirler), esnekleşmemiz (titreşimimizi arttırmamız) gerekmektedir. Frekansı bize göre çok daha yüksek olan özün yüksek frekanstaki bilgisine ancak titreşimlerimizi şu anda olduğumuz yerde ve koşullarda arttırarak, öz frekansına yakınlaşarak ulaşabiliriz ve zaten buda aslında ruhsal gelişmenin ve çalışmanın başka bir ifadesi değil midir?

ruzad_amblemi.kk.jpg

Özümüzle bağımız, O'nunla aramızdaki direk bağdır. Özler O'nda muhafaza olur. Sonsuza kadar silinmeyecek bir kayıttır. Yücelik, özümüzün üzerindeki katları kaldırarak, içten açılmamıza yardım eder. Özün bilgisi kendine has olan, bütünü tamamlayacak olan parça bilgidir. Kendi içinde de bütündür. Düşünmekle erişilir. Ne kadar ince titreşiyorsak o kadar üst bilgiye açılırız. Zihin ve kalbin açıklığı ve temizliği kadar giriş uygunluğu oluşur. Açıklık ve temizlik sağlandığında, özün bilgisi ile gerçek bilgisi arasında çelişki kalmaz. Birbirlerine doğru bağlanırlar. Doğru sorulmuş, isabetli bir soru da özden gelendir. Özün ihtiyacıdır.

Öz yoluyla bilgi temini zahmetli bir iştir. Kuyudan su çekmek gibidir. Sürekli konsantrasyon halinde kalabilirsek, daha kolay ve bol akar. Akan her bilgi özden değildir. Doğal şekilde kabul ettiğimiz bir misafirden olabilir. Manevi alanda toplu yaşam içinde olduğumuzu biliyoruz. Misafirlik esasen doğal ve hayırlı bir mekanizmadır. Bendeki bir şey ona gereklidir, ondaki bir şey bana gereklidir. Karşılıklı imkânların sevgi ile birleştirilmesinden güç doğar. Egosal zaaflar ağır basarsa, bu mekanizma yanlış işler ve rahatsızlık verir.

Bugün, arayış içindeki insanlar, kalplerine ve özlerine yönlendiriyorlar. Kendisi olmak, kendindeki cevheri ortaya çıkarmak, işin bir yanıdır. Kendini yeterli olarak düşünüp, dıştan gelen ışığa kapanmak, ayrı kalmak ve doğrudan sapmak olur. İlerleme, her devirde adanmışlık ve feda oluşla ortaya çıkan öz bilginin üzerine, onlardaki esasları içine alan, daha üst yasaları farketme ile olur. Dünyada bulunuş sınavı olan, ikisi bir edilecek husus budur: Kendimizi özden ifade ederken, bütünle ahenkli hareket edebilmek...

Başkalarını kendisi gibi olmasını ve düşünmesini beklemek, özü bilmemektir. Ne pahasına olursa olsun, herkesi saygıyla dinlemek, dinleneni ve dinleyeni özüne yaklaştırır. Bize farklı gelen bir bilgiyi kendimizde hemen bütünlememiz gerekmez. O bilgiyi dinlemeyi ve üzerinde düşünmek üzere tutmayı başarmakla, karşı gelme refleksimizi yenmiş oluruz.

ruzad_amblemi.kk.jpg

Özün bilgisine; ruhsallığımızı keşfetmek için kullandığımız, hissiyatımızın güçlenmesiyle erişiriz. Dünyamızda; kapıldığımız, günlük, rutin insan ilişkilerinin yaşandığı ortamdan sıyrılıp, farklı arayışlara girmemiz gerekmektedir. Bizler; insanların dayatması olmadan, sadece bizlerin isteği ile gerçekleşen, tecrübe edindiğimiz konular üzerinden, en iyisini yapabilirim diyeceğimiz, hedeflerimize doğru, yola çıkmamız gerekmektedir. Bu hedeflerin tamamen verişe dayalı, hiçbir dünyevi içerikli çıkar amacı gütmemesi, bizim de sistem üzerinde, sisteme yardımcı olabileceğimiz gerçekliğe ulaşmamıza ve bu yol üzerinden, özümüzden beslenmemize neden olacaktır.

Her öğreneceğimiz, tecrübe edeceğimiz, amaca (sisteme) hizmet eden verişlerimiz, bizleri özümüzün bilgisine bir adım daha yaklaştırır. Özün bilgisine ulaşmaya çalıştığımız, yolumuz üzerindeki her bir filtreden geçerken, hissiyatımızın çeşitli formlar kazanmasına, görüş açımızın artmasına, O'na, her edindiğimiz tecrübeyle, daha da yaklaşmamıza neden olacaktır.

www.ruhsalboyut.com sitesinden derlenmiştir.


BAŞA DÖN

ruzad@ruzad.org