|
|
|
Sn. Şevki CAN'ın "genetik akrabalarımız" konusundaki ilginç açıklamalarına, izin verirse katkıda bulunmak istiyorum. Dün TV'de "Genom Projesi" üzerine bir dizi konuşma vardı. Türkiye'de bu tür çalışmalar yapılmaktaymış. Bu arada, bitkiler ve hayvanlarla olan akrabalık derecelerimizi de öğrendim. Sözgelimi lahana ile akrabalığımız % 58, fareler veya kobaylarla % 78 imiş. En yakın akrabalığımız ise % 98 ile maymunlar ileymiş. % 99 bütün insanlar birbirinin aynıymış. Bütün aradaki fark o % 1'de imiş. Derler ki, her bir gen bir boncuk tanesi kadar olsa, kabaca genetik zincirimiz 3 km yani 3000 m kadarmış. O halde bu 3000 m.nin son 30 metresindeki o kısacık mesafede, % 1 farkıyla bunca karakter, fiziksel ve ruhsal farklılık ortaya çıkmakta. Belki de her şey bir sanrıdan ibarettir. Birbirimizden farklı değiliz, ama öyle sanıyoruz. Çünkü hepimiz, o "Âdem" denilen "ulu insan" modelinin çok küçük ve ince ayrımlarla birbirini tekrarlayan kopyalarıyız.
Siyah-beyaz iplik, orta Asya Türk Destanlarında ve Dede Korkut Masallarında geçen önemli bir semboldür. Fiziksel olarak alacakaranlık, her iki renk ya da renksiz ipliğin birbirinden ayrılamadığı zaman dilimini tanımlamak için kullanılır. Sembolik olarak ise yabancı dilde de "twighlight zone" - alacakaranlık kuşağı olarak ifade edilen, bilinç ile bilinçaltının ara kesitidir. O anda ne orada ne de öte yandasınız, demektir. Transa geçilen, "eşik"te duruyorsunuzdur. Hani geçmiştekilerin "Araf" dedikleri yer, belki de...
Sn.Peker SELÇUK'un "Arşimet" ile ilgili ilginç öyküsünü dinlerken, hazretin yere çizdiği daireyi Romalı askerlerden koruması dikkatimi çekti. Arş, Kur'an'da "Rabb'ül-Âlemin al'el-Arş'et-Tevâ" olarak ifade edilen, Rabbin mekân tuttuğu yer, kubbe/ kemer ile düzlemin teğet olduğu noktadır: Arche ise kubbe/kemer anlamında bir sözcüktür. Architecture, hem kubbe/kemer hem de kubbeyi/kemeri yapan, inşa eden olarak kullanılmıştır. Hatta Arşetip, ilk orijinal (kubbeden inen) model anlamını taşır. Dolayısıyla Arşimet de acaba kubbeyi, kemeri, daireyi hesaplayan vb... anlam taşıyan bir lakap olabilir mi?
P.SELÇUK: Mümkündür, çünkü kendisinin 5-6 ismi daha vardır.
|
|
|
|
|
Mevsim: Kış.
Vakit: Akşamüstü, işte o Alacakaranlık zamanı.
Yer: Fenerbahçe Stadyumunun karşı kaldırımı.
Yoğurtçu Parkını geçip, Bağdat Caddesine doğru yürüyorum. Kafamın içinde beşer, insan oluş, ruhaniyet ve ilahiyat üzerine gel-gitler var ve "Hayat Ağacı"nı düşünmekteyim. Birden bire âyetlerdeki Dünya-Ay-Güneş kaymalarını, kayarken birleşmelerini ve açılmaları fark ettim. O zaman, o koca trafiğin içinde, kaldırımın orta yerinde "Buldum, buldum, buldum!" diye şıkır şıkır oynamaya başladım. Otobüstekiler de bana bakıyorlardı, ama umurumda değildi. Demek ki olabiliyormuş! Neyse ki Arşimet gibi hamamdan fırlamamıştım, üzerimde de manto vardı.
Soru: Ses ile kotlama konusunu biraz açar mısınız?
Tevrat'ta Musa için "Rabbin sesini işitti!" ayeti vardır. Daha ileride ise "Rabbin sesini gördü!" denmiştir. İlki için bugün hâlâ "Vicdanın sesini duymak!" deyimi kullanılır. Her ikisi de anlamak fiilinin o dönem insanlarına göre tanımıdır. Biz bile aramızda konuşurken "duydun mu?" veya "gördün mü?" tarzında sorarız; aslında demek istediğimiz "anladın mı?" dır.
Kur'an'da bu boyut, Nâs -> Dogmalarla yaşayan İşitsel Kişilik için kullanılmıştır. Bu mertebedeki kişi ses ile vizyon yaratır ve tüm kayıtlarını sözel olarak yapar. Hatta ruhsal, zihinsel ve duygusal rahatsızlıkların tedavisinde de müzik kullanılmıştır. Ünlü müzisyenlerin senfonik şiirleri, müzikle vizyon yaratımının en güzel örneklerindendir. Günümüzde, uykuda öğrenme veya çağrışım ile hatırlama, bu tür kişilerde iyi sonuç verir. Görmek ise Görsel Kişilik ile ilgilidir ki onların vizyonları çizerek, tasarlayarak olur. Dolayısıyla gördüklerini unutmazlar ve semboller üzerine hatırda tutarlar.
Örnek olarak cep telefonlarındaki gelişim müthiştir. Sözelden görsele hızla geçilmiştir. Keza radyodan TV'ye, ses kayıtlarından sinemaya geçiş de böyledir. Şarkılara klip çekimlerinin temelinde de bu hizmet söz konusudur. Giderek SENTEZ kişi olma hedefini bulacağız, demektir. Yani, tüm kimlik ve kişilikleri eş değerde giyinip, yerine göre kullanma ve "rol model" veya "idol" veya "ilah" veya TOHUM olma hali! Zaten buna da "13 olma hali" (Ahad) denir. Bunları gelecek konuşmalarımda anlatacağım.
|
|