|
RUHSAL KARMAŞA'nın YARATTIĞI
DENGESİZ YAŞAM
Halim GÜROL
FARKLI KARAKTER PROGRAMLARI
Ruh varlığımız, ezelden ebediyete giderken labirentler gezegeninde bir yolculuk içindedir. Ruh, gezegeni deneyimlemek ve tekâmül basamaklarından çıkabilmek için birtakım merhalelerden geçmektedir. Evrim basamağının çok değişik kademelerinde olanlar vardır. Çeşitli zihin kademelerinden çevrelerini ve düzeni o gözle görenler bulunacaktır.
Dünya gezegeni "pozitif" ve "negatif" güçlerin karşı karşıya olduğu ortamdır. Kişinin bakış açısına göre iyilik ve güzellik göreceli kavramlar olarak farklı bir durumda belirli bir seviye oluşturmayacaktır. Gezegeni paylaşan varlıklar, farklı farklı "karakter" programlarına sahiptirler. Çevrelerini ve düzeni bu "karakter programı" gözüyle görüyorlar. Ve de içlerine, EGO diye kodlanan bir virüs programı yerleştirilmiş. Ahlaki açıdan bu onları zafiyete uğratacak olan bir "Truva atı" gibidir.
Sevgi, huzur ve barışın hüküm sürmesi hiç de kolay olamamaktadır. Olması da sistemin öngördüğü program sebebiyle mümkün değildir. Çünkü bunlar ve benzerleri ortamların hareketliliğine engeldirler. Oysa eylemin sürekliliği daha üst eylemleri davet eder ve güçlü tutarlar.
Burada ruha düşen görev, ortamın tamamıyla bir benzetim olduğunun farkına varıp, kendi öz varlığına fayda sağlamayacak eylemlerden uzak durmasıdır. Ama bunu ne derece başarabilir. Onun niyetlerini ve aklını çelecek çok sayıda tuzak etrafında örülüdür.
Bilinçli ruhlar için, kurulu tuzaklar her ne kadar görünür olsa da, o tuzakları geçmek kolay mümkün olmayabilir. Mayın tarlasında yürür gibi titiz ve dikkatlice ilerleyerek bu merhale aşılmalıdır. Bu gezegen ruhun yolculuğunda tatsız bir serüven gibi görünebilir fakat bu şekilde işleyen plan büyük olasılıkla tekâmülde çok fazla yer sahibidir.
DÜŞÜNCE SİSTEMİ ve RUHSAL KARMAŞA
Düşüncelerimiz de başlı başına bir sistemdir. Sistem doğru kullanılabilmeli ve enerjisi ile beraber bulunmalıdır ki üretebilsin ve yaratabilsin!
Düşünce kirliliği bir sistem bütünü ise, bunun öğelerini kısaca şöyle açmak mümkündür:
* Bilgi eksikliği,
* İmkân, fırsat veya doğru beslenmenin kullanılmaması,
* Bilinçli ve iradî tarafın bulunmaması.
* İlişkilerimiz ve seviyeli harekette olamama.
* Alma ve verme dengesinin oluşturulmaması.
* Bir sosyal varlık olması itibariyle kişinin insanî ilişkiler içinde olmaması ve birlik içinde bulunmaması. Yalnızlık. İnsan-toplum ilişkilerinden uzak kalma.
* Eğitim, kendini yetiştirme vb. noksanlıklar.
* Kıskançlık - Art duygular - Bencillikler - Açgözlülükler - Olumsuz Şartlanmalar.
* Korkular: "İnsanların en büyük korkularından biri" de, gerçeği fark etmek ve onunla yüzleşmektir. Bunun için de insan "düşünmesi" gerekirken düşünmemektedir. Şayet düşünürse, kazanç fırsatlarını kaçıracağından korkmaktadır. Daha da kötüsü, kaçırdığı fırsatları bir başkasının yakalamasından korkmaktadır. Hatta en büyük korkusu; ölümü hatırlamaktır! Herkesin bildiği ama kendine yakın görmediği, hatta inanmadığı bir "gerçek"!
* Zihnî Arındırmama.
* Temel bilgiyi esas tutmama.
Ruhsal bir karmaşa yaratmakta; bu da yaşamı dengesiz hale sokmaktadır.
Dolayısıyla bu tür çıkmazların aşılması ve kişinin bu labirentlerde kaybolmaması için; aklını-gönlünü bir etmesi, şuurlu bir iç bakışa sahip olması gerekmektedir. Böylelikle düşünce netlik kazanacak ve bireyde yüksek duyuş belirecektir. Bu da onu, özgürce tekâmül imkânına sahip kılacak ve bu yoldaki rolünü belirleyecektir.
27.01.2009
|