ruzad.gg.jpg

DÜŞÜNCE KİRLİLİĞİ

RUHSAL KARMAŞA'nın YARATTIĞI DENGESİZ YAŞAM

DÜŞÜNCE KİRLİLİĞİ


rumuz.s.jpg

ruzad_amblemi.kk.jpg

solyaz_l_i_aret.s.jpg


DÜŞÜNCE KİRLİLİĞİ

Doğru düşünüp düşünemediğimizin ayırdında mıyız?

Selma MİNE


d___nce.k.jpg

Kirlilik sözcüğü, geçmişten günümüze, fazla anlam kaybetmeden gelen bir kelimedir. Kaba yani fiziksel anlamıyla, özellikle insanın ürettiği birtakım çıktıların, çevre faktörü ile birleşerek oluşturduğu, saflığı ve temizliği bozan unsurlardır. Hem etken "kirletme" hem de edilgen "kirlenme" olarak çeşitli adlar alır ve "temizlik"sözcüğünün de karşılığıdır. Temiz olma ise, "ET-TAHİR" yasasının her anlamda ve ortamda kendini ifadesi olarak "temizleme" ve "temizlenme" olarak karşımıza çıkar.

Temizlik (ET-TÂHİR):
1.Fiziksel temizlik: Temizleme veya temizlenme ve de temiz olma, (Eşya veya kişi üzerinde farklı isimler alır)

2.Duygusal temizlik: Gönül paklığı, ahlak (huy) güzelliği giydirme veya giyinme (eğitim) ve de olma (EL-HÂLİK)

3.Ruhsal-Zihinsel temizlik: Düşünce ve fikirlerde arınmışlık, uyum, düzen, yaratıcılığı kazandırma veya kazanma (eğitim) ve de olma (ER-RAŞİD).

Kirlilik:
1.Fiziksel kirlilik: Kirli olma veya kirletme ve de kirletilme (Eşya veya kişi üzerinde farklı isimler alır)

2.Duygusal kirlilik: Vicdansız, acımasız, ahlâksız varlık olma veya başkasının duygularını ve ahlakını bozucu şekilde davranma ve de bir başkası tarafından duyguları ve ahlâkında, kendisi farkında olmadan bozulmaların oluşması durumu.

3.Ruhsal-Zihinsel kirlilik: Düşünce ve fikirlerde kirli olma veya başkalarının düşünce ve fikirlerini bozucu şekilde davranma ve de bir başkası tarafından düşünce ve zihinsel aktivitelerinin kendisi farkında olmadan bozulmaların oluşması durumu.

Görüleceği üzere, giderek karmaşık ve tehlikeli bir durum alan kirlilik halinde, en önemli nokta, ŞUURLULUK yani bireyin, bilgi ile farkındalığı büyük bir RUH gücü ile BİR etmesi basamağıdır.

Kutsal Metinler, bin yıllardır, KIYAM denilen geçiş ve kalkınma döneminde, her şeyin ortaya döküleceğinden söz etmektedir. Bütün güzellikler ve bütün kötülükler açığa çıkacaktır... Güzelliklerin temelinde "temiz" olma, kötülüklerin temelinde ise "kirli" olma hali olduğu görülmektedir. Bunun ayrımını kişi, ancak üçlü cintemâni yani dünya-gönül ve akıl gözlerinin birlikteliği ile kazanılacak "İlâhî" = Yüce Gözle bakarak, yani "Genel Kişilik" denilen her şeyi bir anda kavrayıp tanıyabilecek ve tanımlayabilecek BİREY olma durumuyla aşabilecektir.

Yaşadığımız dönem, her anlam ve boyutta müthiş bir kirliliğin, adeta yüksek bir basınçla beşeriyetin üzerine çöktüğü bir dönemdir. Öyle ki, ister fiziksel olarak "hava kirliliği", "çevre kirliliği", "ses kirliliği", "görüntü kirliliği", ister duygusal olarak "duygu sömürüsü, ahlaki kirlilik" (ki buna "çürümüşlük veya kokuşmuşluk" denmektedir); ister, zihinsel olarak "bilgi ve düşünce kirliliği" (ki buna "gayya kuyusu" debnektedir) içinde boğulur duruma geldik. Yoksa beşeriyetin alt kesimlerinin kısaca "avam"ın yarattığı güçlü çekim alanı mı, bu kirliliği kendine çeker oldu?

Deneme yanılma yöntemiyle, günümüze kadar edindiğimiz bilgileri sıralarsak:

*İnternet denilen ortamda verilen her bilginin "doğru olmadığını" biliyoruz.

*Basın denilen ortamda verilen çoğu bilginin "düzmece" olduğunu biliyoruz.

*Siyaset denilen ortamda bize sunulan çoğu bilginin "eksik, örtülü, şaşırtmaca" ve "çıkar ağırlıklı" olduğunu biliyoruz.

*Bilim ve teknoloji denilen ortamdaki çoğu bilginin "anlaşılmaz, kafa karıştırıcı" bazen de egemen güçlerin etkisiyle "yönlendirici" olduğunu hatta kişileri "kobay" yerine koyduğunu biliyoruz.

*"Ne şiş yansın ne kebap" mantığıyla, laf cambazlığı yaparak kafa karıştırıp aradan sıyrılanları biliyoruz. Söz gelimi, son dönem sloganı: "Biz sigaraya karşı değiliz, sigara içene karşıyız!" gibi... Orijinde söylenmek istenen "sigara bağımlılığı" ama bu söz o fikri açmıyor.

*Spiritüel ortamda verilen çoğu bilgilerin de "şaşırtmaca" olduğunu biliyoruz. Aynı bilgiye biri "ak" derken, diğeri "kara" demektedir. Biri "doğru" derken, diğeri "yanlış" demektedir. Biri "yararlı" derken, diğeri "zararlı" demektedir. Biri "birleşme" derken, diğeri "ayrışma" demektedir. Biri "dünya mükemmele gidecek" derken, diğeri "dünya mahvolacak, helâk olacak" demektedir. Biri "bana bağlanın, akit verin!" derken, diğeri "serbest iradenizi kullanın, bu sizin en doğal hakkınızdır!" demektedir... Görüleceği üzere temelde iki farklı bakış açısı söz konusudur ve her iki taraf da kendisinin en doğrusu olduğunu söylemektedir.

Kaf (Ufuklar, Gelecek) Sûresi'nde, KIYAM Dönemi'nde tüm geçmiş uygarlıkların, hatta Nuh öncesinin, elçilerin, habercilerin, velilerin, pirlerin, yüce kişilerin ve hepsinin teb'asının geleceği bildirilmiştir. Her grup kendi bilgisini açacak ve duygusal-ruhsal-zihinsel sıçramasını yapacaktır ve yine her grup, nasıl bir içsel bağımlılık yaşamışsa, o yolla kendini yeni düzene ayarlamayı deneyimleyecektir. Elbette bu aşamada, "ilahlaşma" ile "kul yani hizmet ehli" olma arasındaki farkı anlayabilen (idrak edebilen) için basamakları çıkmak kolaylaşacaktır.

Aksi halde bilerek "görevli" mükâfatıyla kandırma veya işine geldiği için "boyun eğme/ hizmetli olma", farkındalığın da ötesinde, bir kirlenme ve kirletme düzenine hizmet etmek demektir. İşte bu "çürüme"dir!

Elbette temiz düşünen kişiler de mevcuttur; ancak bu karmaşa ve kirli ortamda ne olursa olsun kirlenme söz konusudur. Çok yoğun dumanlı veya kokulu bir ortama girildiğinde duman-is kokusu, hatta kokunun kendisi kişinin üzerine siner. Kişi kendi başına kaldığında nasıl bir fiziksel temizlenmeye gidiyorsa; zaman zaman duygusal ve zihinsel temizlenmek de şarttır. Yani iyide - güzelde - doğruda ve hayırda olmalarına rağmen temel BİLGİ'nin de yararını göz önünde bulundurmak gereklidir. Aksi halde kirlenme kaçınılmazdır. Dolayısıyla her şeyi üç ayrı gözle inceleyip, irdeleyip karar verebilme aşamasında olmak önemli bir ölçektir.

1.Bu bilgilerin, bilgiyi veren kişiye ne faydası vardır?

2.Bu bilgilerin bilgiyi alan kişiye yaşamsal, ahlâkî (güzel davranış, huy ve edep), fikrî (doğru düşünce) nasıl bir yararı olacaktır?

3.Bu bilgilerin, toplumun günlük yaşamına (insan ilişkilerinde), etik, fikrî (uyum, düzen ve yaratım) gelişimine ne faydası vardır?

4.Bu bilgiler, kirlenmeyi temizlemekte midir; yoksa zihinleri karıştırıp büsbütün mü kirletmektedirler? (Bunun için de temel bilgilere ihtiyacı vardır; eğer böyle bir birikimi yoksa her şey yüzergezer hâle gelecektir)

5.Bu bilgilerin, hem kendimiz, hem ailemiz, hem toplumumuzun geleceğini düzenlememizde nasıl bir yararı olacaktır?

Doğru tarafta olup olmadığımızın farkında mıyız?

26.01.2009


ANA SAYFA

ruzad@ruzad.org