ruzad.gg.jpg

DİN GÜNÜ DEDİKLERİ...

DİN GÜNÜ DEDİKLERİ...


rumuz.s.jpg

ruzad_amblemi.kk.jpg


DİN GÜNÜ DEDİKLERİ...

Selma MİNE


din-2.k.jpg

1960'lardan sonra alınan spiritüel bilgilerin çoğunda "zamanın daralmakta" olduğu ile ilgili sözlere çok rastlanıyordu. Bitmişlik, tükenmişlik, "dünya yaşamının sonu" gibi bir yığın yorum yapılmaya başlandı. Bir yandan cinci hocalar cinler vasıtasıyla; diğer yandan bilgi akışından habersiz kişiler, medyumlar kanalıyla bu felaketin nasıl olacağını sorgulamaya koyuldular. Bir yandan da astrologlar (eski adıyla astral beden ve fıtrat bilimiyle uğraşanlar), arkeologların buldukları MISIR ve MAYA Takvimlerinin bitimi ile ilgili iç karartıcı yorumlara geçtiler. Nostradamus'un kehanetleri de işin tuzu-biberi oldu... Ölüm korkusu, umutsuzluk ve düşünce kirliliği ortalığı öylesine sardı ki, dünyayı bağrına basan kötümserlik dalgasından kârlı çıkanlar psikologlar, psikiyatrlar ve halk arasındaki cinci hocalar oldu.

İnançlar hallaç pamuğuna dönmüştü. Kimi her şeyi kökten reddediyor, kimi de sıkı sıkıya sarılarak daha da bağnazlaşıyordu. Bu arada spiritüel kişilerce sunulan (özellikle Batı kaynaklı) Metatron (Grekçe Tepe çarka) ve Khryon (Grekçe Cebrail) bilgileri de kapışılarak, yayıncılarına rant sağlıyordu. Ateistler - Teistler - Dindarlar - Bağnazlar, bir yelpazenin açılımı gibi bütünü oluşturuyordu. Bin yıllardır verilen eğitim ve öğretiler unutulmuş veya Arap saçına dönmüştü. Yoksa KIYAMET gelip çatmış mıydı?

KADİM ANLATILAR:

din-1.k.jpg

Eski Mısır bilgileri (ki Orta Doğu bilgileri de bu anlatılanların devamıdır) gözdem geçirildiğinde, 3000 yıl sonra tüm ruhların geri gelerek büyük bir mahkemenin kurulacağından söz edilir. O zamana kadar ölüler, sonsuzluk okyanusunda (Nil Nehri ile sembolize edilen Samanyolu) bir kayıkla (beden) "insan" olma yolunda ilerleyecektir. Geldikleri zaman bedenlerini bulup bıraktıkları yerden devam edebilmek için de terk ettikleri beden kalıbı mumyalamışlardır.

Büyük mahkeme, 12 hakim tarafından görülecektir. Adalet terazisinde, ölülerin ruhlarını temsilen kalpleri (vicdanları) bir terazide, bir tüy ile tartılacaktır. Eğer kalpleri tüyden hafif ise 9 katlı cenneti (yaratım boyutlarını), ağır ise cehennemi (ahlâksızlık ortamını) hak edeceklerdir. Cehennem bekçileri de onları ebediyen (belirsiz bir süre için) yeraltındaki 9 kat cehennemde bekleyen, karanlıktaki "ölü yiyiciler"e teslim edecektir.

Firavun (Pa.Ra.oH) sözcüğü "Ra'nın Evi" veya "Baba Evi" ya da "Aydınlık Ev" anlamındadır; ki bu "abâ-i Ulvi" (Yüce akıl değerleri), ölünce "Yıldız Yücesi" olarak göğe çıkmakta, diğer yıldızlar arasında yer almakta, Osiris (Rahman/ Nizam ve Düzen Yasaları) olmaktadır. Bu yüceler, istedikleri zaman "İlahlar" olarak görev yapmak üzere dünyaya dönebileceklerdir.

Benzer anlatımlar, Grek ve Roma mitoslarında da yer almıştır. Ortadoğu Semavi inançlarında, gidişata bir çeki düzen verme durumunun ortaya çıktığı görülmektedir. Hz. Musa tarafından sıralanan ve 10 EMİR olarak adlandırılan "temel ahlâk yasaları", bir önceki dönemlerin nasıl bir çöküntü içinde olduklarını da açıkça ortaya koymaktadır: Cinayet, hırsızlık, zinâ, yalancılık, iftira... yasaklanmaktadır ve bunlarla ilgili ahlâki eğitim, ritüeller halinde halka sunulmaktadır.

din-3.k.jpg

Mısır'ın sözünü ettiği 3.000 yıl ile Musa'nın koyduğu yasalar arasında da kabaca 2-3000 yıllık bir zaman dilimi görülmektedir. Bu da göstermektedir ki, bu hesaplaşma, tek bir döneme ait olmayıp, kendini çeşitli şekillerde tekrarlayan, muntazam açılıp kapanarak birbirini izleyen dönemler zinciridir.

Hz. Nuh denilen model varlık (Yıldız Yücesi) ve onun eğitim döneminden itibaren inanç sistemi ikiye ayrılmış görünmektedir. Temel Yaratım ve Oluşum programına inananlar ile inanmayanların; bu çalışmayı ahlâki değerleri dikkate alarak veya dikkate almadan deneyimlemeleri.

İnananlar: temel ahlâk yasalarını dikkate alanlar,
İnananlar: temel ahlâk yasalarını dikkate almayanlar,
İnanmayanlar: temel ahlâk yasalarını dikkate alanlar,
İnanmayanlar: temel ahlâk yasalarını dikkate almayanlar,
...ve bunların birbirine geçişindeki muhteşem çeşni...

*Ahiret (en sonraki dönem) veya Kıyamet (Toplumsal Hesaplaşma, Ayağa kalkış) Günü (Dönemi), Hüküm verecek ve hükümran olacak bu 12 Hâkim; 12 Burç, 12 Temel Yazılım (karakter, fıtrat) veya 12 program (hükümranlık veya sistem modeli) olabilir mi?

*Her kavramsal değerin bir madde karşılığı mevcutsa; bunların temel kimliklerini tanımlayan isimler ve Kutsal Metinlerde geçen rakamlar, neyi anlatmaktadır?

*Cebrail'in Tanrı ile arasındaki mesafeyi 50 bin yıl ile ölçmesi ile, 52 bin yıllık tam bir göksel tur (siklus) arasındaki bağlantı nedir? (Dünya da güneş çevresinde 52 haftada döner).

*Cebrail'in (aklıselimin) her bir geliş gidişi arasındaki 1000 yıl ile, Hinduizm'deki Avatar'ın (yüce bilincin) bin yıllık aralıklarla inişi, her 1000 yıllık sıçrayış veya değişim basamaklarını mı anlatmaktadır? Yoksa ayetlerde sözü edilen 1000 ay (80 yıllık bir insan ömrü) ile bir kıyas mı yapılmaktadır? Neyin kıyasıdır?

*Burçlara konulan adlar, bazı bilim adamlarının tezlerindeki gibi, doğaya ve iklimsel döngülere göre konmuş gelişigüzel isimler midir? Yoksa 2.160-2.200 yıl arasında değişen ara döngülerin (siklusların yani Burç kaymalarının) tesir güçlerini simgeleyen semboller midir?

Bundan 10 bin yıl öncesine ait Eski Mısırda, yüzleri yıldızlara dönük, sırt sırta vermiş "Aslan" heykelleri mevcuttur. Kadim öğretilerde Aslan (sabit ateş unsuru, ruhsal coşku), yöneticiliğin de sembolüdür. Sonraki "yengeç" (öncü su unsuru, yaratıcı güç) ve "ikizler" (değişken hava, düşünce iletişimi, kavram ve yasaların kopyalanması) ile ilgili bilgiler, sembolik olduğu için sözelde kalmıştır. Hz.Musa döneminde ise, "boğa/ buzağı/ apis öküzü" ritüellerde büyük rol oynar. Kadim öğretilerde Boğa (sabit toprak unsuru, biçim alma), bilgilerin ve yasaların maddeye transfer edilişi 10 Emir ile belirginleşir. Boğa, aklın maddeyi deneyimlemek üzere kalıba girişi olarak tanımlanır. Onun dönem sonu, boğanın "kurban" edilmesi ritüellerinin de başlamasıdır.

Hz.İbrahim döneminde Eski Mısır, "koç" heykelleri ile doludur. Kadim öğretilerde Koç (öncü ateş unsuru, yeni bir ruhsal coşku) ile sonsuz ve sınırsız yüceliğin sorgulanması başlar. Koç, Amon-RA'nın da sembolüdür. Bilgi transferleri sonucu oluşan "putlar"ın kırılması, Koç kurbanı törenlerine dönüşür. Yeni bir deneyim başlamak üzeredir.

Hz.İsa ve Hz.Muhammed, "Balık" (değişken su, yaratıcı gücün bilgi akışı) çağının temsilcileri olarak, ahlâki yasaları yeniden düzene sokma, akıl ile gönlü bir etme çalışmalarını disipline etmişlerdir. Bu dönemin sembolü olan "balık", kesişen "iki yay" ile tanımlanmıştır. Hz.İsa, "balık"tan söz ederken; Hz.Muhammed "yay aralıkları" üzerine ayetler indirmiştir.

Ayetlerde "Yıldız Yüceleri" ve Burçların "geri kayması" üzerine yeminler vardır. Bu, bilinen Burç sıralamasının ters yönde devinimidir ve Aslan -> (Yengeç -> İkizler ->) Boğa -> Koç -> Balık sıralamasında hedef -> KOVA'yı göstermektedir. Kadim öğretilerde "Kova" (sabit hava unsuru, düşünce ve fikirler) ortak düşüncenin yasa ve kurallarının düzene girmesi ve BİLGİ çağı olarak bilinmektedir. Sembolü, "kovadan dökülen su" veya "testiden dökülen şarap"tır. Ayetlerde, çok değişik evsafta şarabın mühürlerinin açılacağı ve birbirine katılarak içileceği anlatılır. "Su" katıksız, saf, öz bilginin; "Şarap" ise üzerinde yeniden yeniden çalışılmış, düşünülmüş, kıvama gelmiş, ruhsal coşku veren bilginin sembolüdür.

Şimdi dönüp şu soruları, bu sembolik anlatımların ışığında, bir kez daha sormak gerekmektedir:

*Mısır ve Maya Takvimleri'nin kapanmış olması, "Balık" yani "Din" Döneminin bitimini mi işaret etmektedir?, "Zaman doluyor" denirken kastedilen, Kova Çağı'nın giderek yaklaşması mıdır?

*Anlatımlardaki "dünya", fiziki dünya mıdır? "Dünyanın sonu gelecek" veya "Kıyamet kopacak, yer yerinden oynayacak" dendiğinde:

a.Bilim adamlarının günümüze dek defalarca tekrarlanan dünyanın manyetik kutup değişiminin bir kez daha (eli kulağında) oluşması neticesinde ne olacaktır? Dünyanın bu güne kadar yok olmadığı ortadadır. O halde Bellek kayıtları mı, Genetik yazılım mı silinecektir?

b.Ayetler ve mitoslarda anlatılan depremler, felaketler ve tufan, bu manyetik değişim sonucu oluşacak fiziksel afetler midir? Yoksa sosyal çalkantılar ve toplumsal hezeyanlar mıdır? Yoksa bilgi akışı sonucu insanlığın bilgide boğulması mıdır? Yoksa maddeye bağımlı, adeta ona taparak yaşamak mı sonlanacaktır?

*"Deccal" olarak beklenen (ki kelime anlamı korku ve şiddet demektir) bu dönemde ortaya çıkacak olan her türlü "terör ve kargaşa" mıdır?

*Terazide tartılan yüreğin "tüy" gibi, hatta ondan da hafif olması, "gönül huzuru" ve "vicdan rahatlığı" mıdır?

*Terazinin kefelerinin dengelenmesi gibi, teknoloji ve ahlâk yasaları birbirini basamaklayarak mı tırmanmaktadır? Bilim adamlarının yarınsamalarına göre, bundan sonra yeni bir ahlâk ya da geniş anlamıyla "Etik Değerler" çağı mı başlayacaktır?

*Yeni dönemde hasat sonu seçilip göğe çıkarılacak olanlar (UFO'lar bir türlü gelip seçilenleri başla dünyalara götürmediğine göre), insani değerler açısından yükselerek bir üst kişiliğe geçecek olanlar mıdır?

*Hasat sonu, bağbozumu şenlikleri, tufan ve sonrasında yeniden ekilen tohumlar, cahil beşere, örnekler göstererek, bu geçiş sonrası ortaya çıkacak yeni adem soyunun anlatımı mıdır?

*Eski Mısırlıların sözünü ettiği "Yıldız Yüceleri"nin ilâhlar olarak geri dönmesi veya "meleklerin ve tüm bilginin yeryüzüne inmesi" bilge varlıkların bilgi ve düzeni yükseltmek için yeniden doğumları mıdır? Zamanın peygamberleri (habercileri), resulleri (elçileri) olarak doğarlarken; artık bilim adamı, filozof, sanatçı ve yönetici olarak mı doğarak yeni düzene yön vereceklerdir?

*Bunca kalabalık ve kaos, haberi verilen "haşır-neşir" olma yani herkesin yeniden doğarak hesaplaşması mıdır?

*Bilim adamları bugüne kadar dünya üzerinden 150 milyar civarında beşerin gelip gittiğini hesaplamışlar.
a.Eğer her dönem aynı varlıkların sahneledikleri bir muhteşem oyunsa bu; varlıkların sayısal değeri gerçekten de 150 milyar mıdır; yoksa sadece 7-8 milyar arasında mıdır?

b.Son 10 yıldır dünya nüfusunun geri saymaya başladığı söylenmektedir. Bu hesaba göre, maddeyi deneyimleyen varlıklar kaçıncı turlarını yaşamaktadırlar? Yani, günümüze kadar kaç tane adem soyu gelmiştir?

c.Ve bu yüzden mi Kutsal Metinler'de en baştaki sıçrayış üzerinde durulmamış; giderek akıl ve vicdan giyinen "insan modeli" üzerinden yaratım anlatılmıştır?

Ve son sorular:
*2.160-2.200 yıl sonra, Kova Çağı'nda mükemmele ulaşan varlıklar da yozlaşacak ve yeni bir ayıklama dönemi mi yaşayacaklardır? Nostradamus'ın 3.500'ler civarında gördüğü kargaşa ve savaşlar, bunu mu anlatmaktadır?

*Ondan ötesini görememesi, yani OĞLAK (öncü toprak unsuru) yeniden form alma ve disipline sokma döneminde insanlığın geldiği sonsuzluğa fiziksel bedenle dönüşü; dünyayı terk ederek uzaya açılması ve başka dünyaları iskânı ile mi ilgilidir?

10 Mart 2009


BAŞA DÖN

info@ruzad.org