ruzad.gg.jpg


BİRLİK BİLİNCİ PANELİ -II


BİRLİK BİLİNCİ PANELİ -II


ruzad_ba_likk.jpg

26 Mart 2011 tarihinde düzenlenen "4 ELEMENT ile ETERİN 2012'ye ve SONRASINA AKIŞI" konulu BİRLİK BİLİNCİ PLATFORMU'da (Hill Otel - Taksim/İstanbul) Yönetim Kurulu Başkanımız Selma MİNE'nin yaptığı konuşma aşağıdadır:


4 ELEMENTİN HER DİSİPLİNDE KENDİNİ İFADESİ

Sevgili dostlar, hoş geldiniz!
Sözlerime, benden önce konuşan Dr.Mehmet KASIM'ın bir sözcüğünü açarak başlayacağım. Hukukta bir deyim vardır: "İstisnâlar kaideyi bozmaz, ama müstesnâ, istisnâyı bozar". Dolayısıyla bir şey müstesnâ olduğu zaman, artık o, kaideye-norma girmiş olanın ötesindedir. Onu aşar ve yeni bir model oluşturur. Eskisi, giderek kadük hale gelir.

Bu dört elementin çok değişik boyutlarındaki konum ve anlamlarından söz etmek istiyorum:
Bunlardan biri, bizim bedenimizde olan DNA yazılımıdır. Beşinci bir harf yoktur. Dört harf: "Adenin + Sitosin, Guanin + Timin" protein zincirleridir. DNA'larımız bu 4 harfin ikişer ikişer birleşimi ile yazılır; tıpkı su-toprak, hava-ateş gibi.

Başka bir boyuta baktığımızda 4 melek sistemi karşımıza çıkar: "Cebrail, Azrail, Mikail, İsrafil" gibi. Bunların da yine 4 farklı boyutu ve sistemi temsil ettiklerini ezoterik bilgilerde görmekteyiz. Sistem bütünlüğünün iç işleyiş mekanizmasındaki alt sistemlere baktığımızda şöyle bir düzenle karşılaşırız:

İletişim Sistemi -> Haberleşmeyi, bağlantıları, akışı sağlayan bu siteme belki biz CEBRAİL diyoruz.

Değişim Sistemi -> Yeni bir müstesnâ yaratıp geçmişin bütün kaidelerini altüst eden ve onları kadük hale sokan bu siteme belki biz AZRAİL diyoruz.

Tekâmül Sistemi -> Olgunlaşma, belli bir kıvama gelme, tohum atma, ürün verme durumuna gelme haline belki biz İSRAFİL diyoruz.

Organizasyon Sistemi -> Bir biçimde bütünleşmeye, birleşmeye, organlaşmaya, bedenleşmeye doğru götüren sisteme de belki biz (Büyük Melek) MİKAİL diyoruz.

Bu yüzden de, ezoterik bilgilere doğru gitmeye başladığımızda, 4 elementi, 4 temel var oluşun, farklı farklı sistemlerinin değişik yazılımlarının asal harfleri olarak düşünmemiz mümkündür. Onlara ezoterizmin yüklediği özel değerler de mevcuttur; ki bunları da sizinle paylaşmak istiyorum. Sözgelimi:

ATEŞ elementi -> Ruhsal Coşku ve Yaratım Gücü'nü sembolize eder.
SU elementi -> Bilgi, Bilgi Akışı ve Yaratım Ortamı'nı sembolize eder.
HAVA elementi -> Düşüncelerin oluşumunu, bizi etkilemesini; İdeler'i yani Fikirler'i sembolize eder.
TOPRAK elementi -> Form, şekil ve maddeleşmiş her şeyi sembolize eder.

O yaratım gücünün ateş ile bilgi ortamında düşüncede belirmesi, cevelan etmesi ve bunun sonucunda formları yaratması... sonra da o forma, biçime girerek kendini ifade etmeye başlaması gibi muhteşem bir macerayı yaşamaktayız. Çok güzel bir maceranın içindeyiz dostlarım, keyfini çıkarmanın yolunu bulmalıyız. Belki de buna MUTLULUK diyoruz...

"Biz ne güzel bir kitap yazmışız" der âyetler. Üstelik bu muhteşem kitap, hem genetik yazılımımızda mevcuttur; hem de öz varlıkta, yani bizi var eden temel varlığımızda olduğu daima ifade edilmiştir. Formlar, fizik ortamda ölüdür, yani durağandır; onları canlı, diri tutan ve işleve sokan, biraz önce sözü edilen (7 kat âlemi veya besleme alanını içine alan) o süzük alanından (esir veya eterden) geçerek gelendir. Üstelik bütün program BÜTÜNÜN BİRLİĞİ tarafından oraya kendini yazdırmıştır, kendi katmanlarının 4 temel harfi ile. Bütün'ün Birliği'nin, her ne isim alırsa alsın, her varlığın kendi şuur boyutuna göre onun bir ismi vardır ve hepsi de doğrudur. Yanlış olan nedir? Katlar arası karışıklıktır.

Şöyle bir örnek verebilirim: Soğukta kürk giyip dağa çıkılır; mayo ile denize girilir; kostüm veya tuvalet ile baloya gidilir; pijama veya gecelik ile yatağa yatılır. Baloya pijamayla gider, sokağa mayo ile çıkar, denize de kürkle girmeye kalkışılırsa yanlış olur. Katlar arasındaki veya düzendeki karışıklıktır. Hepsini yerli yerine koyduğumuzda doğru davranılmış olur.

Bu karışıklığı akıl sahipleri yapmaz, bu yüzden onlardan korkulmaz. Cahil de bilmez, ne anlatılırsa kabul eder, ondan da korkulmaz. Ama yarı cahiller en tehlikeli olanlarıdır; onlardan korkulur. Bildiği ile bilmediğini karıştırıp karman-çorman bir şeyi gerçek diye ortaya sürüverir, üstelik de doğruluğunda ısrar ederler. Bu yüzden BUDA'nın bir sözünü çok severim: "Ahmak olduğunu bilen ahmak, hiç değilse o kadar akıllıdır; ama akıllı olduğunu sanan ahmak, gerçekten de ahmaktır!"

İşte Yüceliğin "Ne kadar güzel bir kitap yazdık!" diye sözünü ettiği, o bizim hem fizik âlemde genetik kotlarımızın ve de o fizikten nefsânî tesirler şeklinde fışkıran huylarımızın, mizacımızın/ karakterimizin yazılımı; hem de fıtrat dediğimiz kimlik ve kişiliğimizin yazılımından oluşan muhteşem kitap, işte bu ateş-hava-su-toprak ile sembollenen 4 temel unsur/ harf üzerine kaleme alınmış görünmektedir. "Kitap olan Siz'siniz!" denmiştir, bilgilerde. Ne büyük bir kütüphaneyi oluşturduğumuzu İDRAK ise, bambaşka bir keyif ve mutluluk olmalı bizler için!

Ne kadar güzel bir kitap yazılmış ki, biraz önce Arif Şevki CAN dostumuzun değindiği gibi, belirli dönemlerde kozmik olarak kapanmakta, belirli dönemlerde açılmaktadır. Bu büyük kütüphanenin, kendi içindeki hareketiyle, muhteşem bir programlanma halinde kendini ifade etmektedir. Bu ise bizi kozmik yazılıma, Astro-logos'a götürmektedir. Bütün Kutsal Metinlerde ısrarla karşıma çıkan bu değerler, ayetlerde direk olarak söylenmezler, sembolik olarak ifade edilmişlerdir.

Meselâ: Kur'an'da hiçbir zaman "Azrail"den söz edilmez. Ama hemen hemen her ayette "Tövbe edin!" denir. Çünkü tövbe kelimesinin meleklik/yetkinlik sembolü "ölmeden ölme" durumudur. Yine biraz önce konuşmacı dostlarımın değindiği gibi, "ölmek" fiili, fizikî ölüm için söylenmez. "Ölmeden ölünüz" yani ";maddede kendi putlarınızı kırınız, bağlarınızı bırakınız, saplantılarınızı terk ediniz" denmektedir. Bunun için insana İRADE verilmiştir, zaten.

Bir bilgi şöyle der: "Nice âlemler vardır ki, daima iyiden giderler, hiç kötülük bilmezler; öyle tekâmül ederler, çünkü otomasyondadırlar. Nice âlemler vardır ki, daima kötüden giderler, hiç iyilik bilmezler; öyle tekâmül ederler, çünkü otomasyondadırlar. Sizin âleminize düalite verildi, hem iyiyle hem de kötüyle karşı karşıyasınız; ama size İRADE /seçme hakkı tanındı ki ayırım yapabilesiniz. İşiniz zordur."

Görüleceği üzere, salt iyilik veya salt kötülükten giden âlemlerin iradeleri olmadığı için ne yapıyorlarsa, otomatik olarak yapmaktadırlar. Çünkü eylemlerinin iyi veya kötü olduğunu ayırabilecek bir karşıtlığa/ alternatife sahip değildirler. Zaten gerek de görülmemiştir. Bizim âlemimize tanınan karşıtlıklar içinde irade/ seçme hakkına sahip olmak ise muhteşem bir çeşni sunmaktadır, hepimize.

Bunların hepsi bize fıtrat yazılımı dediğimiz, astro-logos (gök/göksel-ilmi) ile kayıtlıdır. Hem 4 harf denilen ateş+hava, su+toprak kombinasyonlarıyla, hem öncü+sabit+değişken denilen 3'lü işlevsel durumla; hem de 12 ulu veya meclis denilen eylemsel görevlerle. Burada sözü, bu disiplini temsil eden dostum Astrolog Zeynep DEĞİRMENCİOĞLU'na bırakıyorum.

Sevgilerimle...


ruzad@ruzad.org