|
Doğumla var olup ölümle yok olur gibi görünen insanoğlu aslında sonsuz, ölümsüz ruhtan başka bir şey değildir. Biz insanlar insani doğum ile var olmuyoruz; tüm dinlerde Tanrı tarafından öğretilen gerçek, Tanrısal yaratıcılık ile var olduğumuz ve yolumuzun sonsuza uzanmasıdır.
Ruh bizim gerçek özümüzdür. Ruh olduğumuzu idrak etsek de asıl gerçek olan Tanrısallıktır, yani sevgi içinde birliktir, birliği idrak etmektir. Bunun adı ruhsallıktır. Kendini ruh olarak idrak eden insan, doğa ile, tüm insanlar ile, hatta Dünya ve Evren ile ruhsal bağını ve birliğini hissederek bunu yaşar.
Ruhsallık, insanoğlunun bu Dünyada ruh olduğunu idrak etmesinden sonra ortaya çıkabilecek gerçek, Tanrısal, sevgi ve birlik bakışıdır, görüşüdür, yaşayışıdır. Eğer ruhsallık olmasa idi, doğanın tüm renkleri siyah - beyaz olurdu. Oysa doğa engin ruhunu yaşıyor ve tüm sadeliği ve Tanrısallığı ile ruhunu sonsuza taşıyor. Doğanın kucağında iken insan, her şeyin ruhunu hisseder ve kendi ruhunu da hisseder ve yaşar. Gerçek sanat yüreğimize işler, tarif edemeyeceğimiz, daha önce görmediğimiz, bilmediğimiz duyguları ortaya koyar.
Büyük ve kozmik bir sevgi bağı içinde olduğumuzu sadece ruhumuzla idrak edebiliriz. Yüreğimiz aydınlanıp ısınınca da daha net fark ederiz. İnsanın ruhunu idrak etme vaktidir ve ruhunu kurtarma vaktidir. Ruhlar gergin, geçmişten geleceğe uzanan bir sonsuz yaşamın içinde ıstırap çekiyor. Ruhların sevgi dolu kardeşliği bu ıstırapları kökten çözebilir. Bunun için öncelikle ruh olduğunu idrak etmek gerek. Sonra da ruhların, tek bir bütün olduklarını idrak etmesi gerek. Bunu düşünerek, hissederek değil, akıl ile değil, sadece ve sadece sevgi ile başarmak mümkündür.
Yeni Çağ, ruhsal enerjiyi kabul ederek hayatın içine alacaktır. Onun var olduğunu idrak etmekle insanlık, büyük buluşlarla dolu Yeni Çağ'a girmiş olacak. Bu nedenle bu yüce kudrete doğru davranmayı öğrenmeliyiz. Bu kozmik enerji günlük hayatın bir gerçeği olarak kabul edilmeli. Yeni, çok daha mükemmel hayatları yaratacak güç olarak kabul edilmeli. Ruhsal enerjiyi doğru şekilde hayata almak, kullanmak ve onunla dünya hayatını çok daha mükemmel bir hale getirmek, başlayan çağın ana görevidir.
İnsanın tüm başarıları onun içinde var olan ruhsal enerjiye bağlıdır ve O enerji arttığı zaman insanın her çeşit başarısı da artmaktadır. Günlük hayatta ruhsal enerji yemekten ve ısıdan daha çok gereklidir. Çünkü aktif olan ruhsal enerji, uzun zaman yemek yemeden insanın yaşamasını ve çok soğuk olduğu zaman donmamasını da sağlar. İnsanlık çok çeşitli hastalıklardan ıstırap çekiyor. Bu hastalıkların çoğu iyileşme metodunun mümkün olmadığı varsayılan hastalıktır. Ama temizlenmiş ruhsal enerji, tüm hastalıklardan her şeyi iyileştirebilen ilaçtır.
Bilinen dünyanın ve bilinen evrenin temelinde ruhsal enerji vardır. Ruhsal enerji başka bir deyimle kutsal ruhtur. Ruhsal enerji Yüce AUM'dur. O, evrende olan tüm enerjilerin sentezi ve birliğidir. Hintlilerin AUM dediği, Avrupalıların AMEN dediği, Orta Doğu'da AMİN denilen şey aslında sevgi'dir, rahmettir, bilgeliktir, kudrettir, güçtür, inançtır, sevinçtir yani ruhsal enerjidir. Yani her şeyi dolduran ruhsal enerjidir.
Ruhsal enerji, fizik açıdan her hareketin kudret kaynağıdır. Hayatı daha başarılı kılmak için günlük yaşamda kullanabilecek fizik kanundur. Ruhsal enerji her şeyin Tanrısal temelinde olan yaratıcı enerjidir.
Ruhsal enerji, her şeyin başlangıcında olan enerjidir. Tüm enerjiler ondan ortaya çıkar. Ruhsal enerji hayatta ne varsa her şeyin içindedir. O, tüm diğer enerjileri içerir. Herhangi bir enerji ruhsal enerjinin bir türüdür. Tüm enerjilerin tek bir başlangıcıdır.
İnsanın her hareketinde bu en ince enerjinin yer aldığını kelimelerle ifade etmek mümkün değildir. Dünyaları da aynı enerjinin hareket ettirdiğini nasıl ifade edebiliriz. Aynı enerjinin insanın düşüncesinde de, hareketinde de yer aldığını nasıl anlatabiliriz. O hem hareket ettiren, motive eden, hem durduran, hem yaratan, hem de yok eden enerjidir. Onun için küçük veya büyük denen şey yoktur.
Ruhsal enerji adını verdiğimiz ateşsi kudret, insana geleceğin mutluluk yolunu gösterecektir. İnsanlar ruhsal enerjiyi idrak ettikleri zaman, Yeni Çağ'ın hayata girdiğini bileceklerdir. O zaman her şeyin temelinde olan saf ve güçlü ruhsal enerjiyi idrak ederek tüm hayatı değiştirmek mümkün olacaktır.
Ruhsal güç, insanın sinir sistemlerinde akan bir tür enerjidir. Diğer tüm enerjiler gibi bu da gözle görülemez ama diğer tüm enerjilerden çok daha üstün ve gerçektir. Enerji eğer kendine karşı bir direnç veya etki görürse, güç olarak ortaya çıkar. Burada direnç ve etki sadece negatif anlamı ile değil, pozitif anlamı ile de kullanılabilir.
Ruhsal güç ise, ruhsal enerjinin, ruhsal bir konunun baskı veya direnci üzerine güce dönüşümüdür. Bugün insanın kaslarındaki fiziki beden gücünden çok daha üstündür.
Ruhsal gücünü bilen, yaşayan ve kullanan bir insan, fiziki bedeni ondan çok daha büyük - kaslı olan birinin yapamayacağı birçok şeyi yapabilir: çok daha uzun yürüyebilir, çok daha az uyuyabilir, buzlu ve dik bir yamaca çok daha hızlı tırmanabilir. Bu durumu dağcılar da, sporcular da, hatta sanatçılar da çok iyi bilir ve örneklerini yaşarlar.
İşte, Yeni Çağ'da ruhun inancı ile - ruhu yaşayarak o gücü toplamak mümkün. Ve bu gücü yöneltmek ise, örneğin Dünyaya yöneltmek, sadece ve sadece sevgi ile olabilir. Dünyayı severek mümkündür. Gücü istediğin yöne iyileştirme amacıyla göndermek için sevin ve sadece sevin. Neyse ki, bu gücün Dünyadaki karanlık tarafından kullanılmasının imkânı yoktur. Çünkü o - ruhsal güç, sadece Gerçek Sevgi'ye itaat eder, Gerçek Sevgi'ye sadıktır ve sonsuz sabırla onun yanındadır.
Her şeyi sevgiyle karşılamak; sorunları da, acıları da sevgiyle karşılamak, onlara en iyi çözüm bulmak demektir. Ruhsal gücü sevgiyle birlikte olması ve sevgiyle yaşanması çok şeyi çözebilir. Her insan kendine de, ailesine de, Dünyaya da bu çok pratik ve basit şekilde faydalı olabilir.
Ruhsal konularda binler ve milyonlarca kitaplar yazılabilir. Ama unutmamak gerekir ki, tüm bu kaynakların tek bir hedefi vardır: İnsana ruh olduğunu hatırlatıp onu ruhsal yani Tanrısal sevgiye yöneltmek, buna teşvik etmektir. Dünyadaki her şey, gerçek sanat, gerçek bilim, aslında yaşamın her dalı bu gerçeğe hizmet eder ve buna yöneliktir.
Yaşayan ama tükenmekte olan bir çağ üzerinde, sağlam bir şeylerin bulunması çok düşük bir ihtimaldir. Bu konuya acı duymadan yaklaşmak ve gerçekleri soğukkanlılıkla anlamak gerek. Acılarıyla yıkılmakta olan, acıları arttıkça daha çok ve daha çok çöken bir çağın içindeyiz. Bunun içinden bedensel kurtuluş sağlanmasının hiçbir önemi ve anlamı bulunmuyor. Çünkü ruh bunun ne demek olduğunu biliyor.
Bugün, savaşların ortasında, silahlar, bombalar, ateşler arasında, hatta nükleer bombalar arasında, cesaretle durabilecek hiçbir beden yoktur. Ama bunu tüm ruhlar yapabilir. İşte, fiziki bedenin yaşadığı tüm acıları ruhun yüceliğini kalkan yapıp yenmek bu şekilde mümkündür. Benzer şekilde, Dünyanın fizik bedeninin acılarını da Dünyaya ruhsal güç göndererek hafifletmek mümkündür.
Ve bunu idrak ederek yapabilmek hem Dünyanın, hem de ruhların kurtuluşu demektir.
Yeni Çağ'a, Yeni Çağ'ın hak ettiği gibi ruhsallık içinde ve ruhsal bütünlükle girmeyi sağlar. Bu konunun yalnızca hissetmek ile hiçbir ilgisi yoktur. O, gözle görüp varlığına inandığınız her şeyden çok daha gerçektir. Bu ise sevgi gücünü her şekilde yaşamak ve bu esas altında görebilmekle olur.
Ne kadar fizik yasaların beş duyumuza yansıyan etkileri güçlü olsa da doğru bir ruhsal yaşamın içinde olmak için, Tanrısal sevgiye engel olan bağlantılara hâkim bir yaşam içinde olabilmeliyiz. Doğru yaşam şartlarını temin edemediğimiz bir yaşamda ruhsal gücümüzün yaşanması da kolay olmayacaktır. Doğru izlenim ve katılımlar yapmak, yanlış alışkanlıklarımızdan vazgeçmek, gıda ve yaşam şartlarımızın uygunluğu, çevre ve yakınlarımızla olan diyalogların doğruluğu, yaşamda güttüğümüz amaçların belirlenmesi, değerlendirmelerimiz vb. şartları ayrı ayrı gözden geçirilmelidir.
Bilgilere bilinçlendikçe farkındalıklar içine giriyoruz. Bilgileri eyleme geçirdikçe değişime uğruyoruz. Değişimler aydınlığın seçilebilme ortamlarıdır. Bilgiler kendi üretim ve değişim sürecimize girmez ise, mentalimizi kapattığımızdan bilinçlenme hâsıl olmaz. Işıksız bir ortam asla canlı tutulamaz. Hiçbir bilgi ışık olmadan bilinçlenme zincirinde fonksiyon bulmaz.
Bilgilerin farkındalığa geçirilmesi olmadıkça kabulü de olamaz. Gerçek bilinçlenmemiz ruhsal varlığımızın da keşfidir. Bu keşfi sadece kendimiz yapabiliriz. Bilgi tüm zihinlere açıktır ama bilinçlendirme onu canlandırmış zihinlerin enerjisidir. Bilinçlenme hali, bilgilerin güç yönünde işleme ortamıdır. Bilgi hiçbir zaman mevcut durumunda bilinç değildir. Işığın hâkimiyeti, gerçek iradeyi ve o da ruh gücünü ifade eder. Yeni Çağ eylemi gerektirir. Eylemini gerçekleştirmediğimiz bilgiler kazancımız olamaz. Bilgi bütünlüğü şarttır.
25.11.2008
|