ruzad.gg.jpg


DOĞA RUHLARI: ELEMENTALLER(1)

IŞIK OLDU

GÖK OLDU

İNSAN MODELİ


IŞIK OLDU


ruzad_ba_likk.jpg

d_rt_temel_g__.s.jpg

Carl Gustav Jung'a göre hava ve ateş erkek ve aktif (etken, doğrudan devreye giren); toprak ve su dişi ve pasif (edilgen, etki sonucu devreye giren)'tir.

MU dönemi şekilleri incelendiğinde, düz üçgen ateşi, ters üçgen suyu simgeler. Hava ve toprak, ortalarında çizgi olan düz ve ters üçgenlerdir. Ateş suyun, hava toprağın karşıtıdır. Su ve toprak yer çekimine tâbi olup ağırdır, aşağı düşer; hava ve ateş ise tam tersine hafiftir, uçucudur ve yükselir.

aba-_mm_hat-ev_1_.jpg

Bu unsurlara karşılık, 3 üst kavramsal öğe ise, âbâ-i ulvî olarak ifade edilen RAB-RAHMAN-RAHİM'dir. Yani Öz Varlık, bunun belirişi ve belirdiği ortam/mekândır ki, yukarda sözü edilen öncü, sabit ve değişken oluşun da asıl yasaları gibidir. Yani öz varlığın ortama/mekâna göre kendini değişik şekilde ifadesi şeklinde düşünülebilir. Bunlar yüce aklın temsilcisi ve akla götüren kılavuzlar olduklarından irşat edenler, asıl mürşitlerdir.

ABÂ-İ ULVÎ

Yüce aklın kılavuzları, dünya üzerinde çeşitli biçimler almak ve bizatihî kendine kalıp yaratmak üzere harekete geçerken (murad etme durumu), bu ATEŞ, HAVA, SU, TOPRAK ile sembollenen dört elementi, harf gibi kullanarak, unsurlar programını kaleme aldılar, demektir. 5.element olarak ifade eter veya esirî maddeye bilim adamları, maddenin 4.hali denen tüm atomik yapının da öncesi, plazma durumu demektedirler. Burada henüz atomlar da oluşmamıştır. Kuarklar, biyonlar, mezonlar,... her şey bir "çorba" halindedir. Bu madde ötesi durumdan, bir madde oluşumunun başlaması için özel bir ortam gerekir. Bu ortamın sınırı, yüce aklın, kendine bir mekân hazırlaması ve bu ortama/mekâna nüfuz edebilmesi ile ilgilidir.

Atomaltı ışımanın bulunduğu ve uzay sıcaklığı diyeceğimiz son derece düşük bir ısıdan, maddenin oluşması için sabit -273 C'ye (mutlak ısı) yükseltilmesi ve muhafazası da söz konusudur.

Tevrat, Yaradılış bölümü, ilk âyetinde şöyle der:

TEKVİN, Musa'nın 1.Kitabı:
1.Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı.
2.ve yer ıssız ve boştu; ve enginin yüzü üzerinde karanlık vardı; ve Allahın Ruhu suların yüzü üzerinde hareket ediyordu.
3.Ve Allah dedi: "Işık" olsun ve "ışık" oldu.
4.ve Allah, ışığın iyi olduğunu gördü; ve Allah ışığı karanlıktan ayırdı.
5.ve Allah ışığa gündüz ve karanlığa gece dedi. Ve akşam oldu ve sabah oldu, birinci gün.

Hayat ağacı denilen evrensel şemada Plüto olarak ifade edilen kürenin ötesinde bir HİÇLİK bariyeri vardır. Bunun ötesinde IŞIK mega küresi, onun da ötesinde SONSUZ ve SINIRSIZ IŞIK mega küresi bulunmaktadır. Günümüz bilim adamları da Güneş sisteminin sınırında bir hiçlik uçurumu var olduğunu söylemektedirler. Onun ötesi, bilmediğimiz ama ne olduğunu çılgınca merak ettiğimiz bir ortamdır. Güneş ile Dünya arasındaki mekâna "iç uzay", dünya ile Plüto arasındaki mekâna "dış uzay", plütonun ve de HİÇLİK bariyerinin ötesine "derin uzay" denmektedir.

O halde, Sonsuz ve Sınırsız IŞIK ortamında bulunan, zamanı ve mekânı bize göre çok farklı (bilim adamlarına göre 10.boyuttaki) zekâların/var oluşların, önce IŞIK olarak adlandırılan akıl, irade ortamını oluşturdukları görülmektedir. Ayetlerde bu, Allah'ın muradı (iradesi) ve "Ol" demesi ile ifade edilmiştir.

Burada ifade edilen, ilk etapta bu karmaşık çorbanın içinde bir kap, bir pota, sınırlı bir ortam oluşturarak, kavramsal değerlerin ve yasaların kendini ifade edebilmesini sağlamaktır. Dolayısı ile yücelik kendini görebileceği ilk aynayı yaratmıştır. Bu maddede henüz bir biçimlenme yoktur (ıssız-boş); idrak de yoktur (karanlıktır). Ve bu ortamda düalitenin, şuur (ışık) ve şuursuzluğun (karanlık) belirmesidir. Sistem 26.000 yıl şuursuz ve 26.000 yıl şuurlu olarak bir tam tur atar, bu ilk döngüdür; kadim bilgilere göre bu 52.000 yıldır.

devam: GÖK OLDU


ruzad@ruzad.org