|
MEVLÂNÂ
SÂKİ
# Âşıkların sâkisi kadehi dolu getir
# Binlerce sarhoşun, binlerce hikâyesini
# Getir saki, dün geceki badeyi getir
# Bir an olsun yüreğimin kederi geçsin.
* Ey gerçek yoluna tutkunların özü, binlerce bu yolda savaşanın binlerce hikâyesi ile bizi coşturacak bilgiyi dağıt; dün geceki coşkuyu yeniden yaşayalım ki yüreğimizin sıkıntısı bir an da olsa geçsin.
KADEH
# Zeki ve akıllı, arif olan bir kişi, bana hikmeti öğretti
# Ben kadehi attığım zaman, kötülükler bana düşman oldu
# Her yanı görünen kâse ile ikilikler üzerine içtik
* Bilge kişiliğe ulaşılınca hikmet ve gizemler ortaya çıkar. Coşku gelip geçtikten ve maddeden mânâya döndükten sonra, gerçekle yüzleştim; kötülüklerin benim düşmanın olduğunu anladım. Geniş ufuklara açılan zihnimdeki ikilemler, ikilikler, düalite ile düşündüm durdum.
KÂSE
# Her yeri görünen şeffaf kâse ile zevk alarak içtim, içtikçe içtim
# Sevgili sâkî olduğu zaman, benim için içkinin zevki belirir.
* Her yanı gören zihnim ile bilgileri açtıkça açtım; sevgili özümle olduğum zaman, benim için bilgi akışını yudumlamak zevk halini alır.
YANSIN
# Ey âşıklar sâkîsi kadehi doldur da getir, buradaki sarhoşlar nara atsın
# Her sarhoş başından geçen dertleri, hikâye edip yansın da yansın
* Ey tutkunların özü/ sahibi, içime coşkuyu doldur; zevkten başı hoş olan kişiliklerim nara atsınlar; her biri, sonradan anımsamayıp hüzünlenecekleri duyguları anlatsınlar.
UTANSIN
# Zülfünün tellerini yüzünden kaldır; senden konuşan diller utansın
# Senin yüzünü görürse eller; kadeh sarhoş olsun, diller utansın!
* Ey Yüce özüm, seni anlamalarını engelleyen perdeleri kaldır ki, hakkında ileri geri konuşanlar utansınlar. Hakikati kavrasalar, onlar da bu coşkuya kapılır ve sözlerinden utanırlar.
KISKANIR
# Zülüflerin yüzünden kalktığım zaman
Lâlelerle nergisler seni kıskanır
# Eğer senin yüzünün yankısı, şarap kadehine yansırsa
# Güzelliğini kadeh kıskanır
* Ey Yüce özüm, senin perdelerini aralayıp yükseldiğim zaman, bu yola baş koyan, öze ulaşma tutkusu ve özlemi yaşayanlar kıskançlık duyacaklardır. Eğer gerçeğin aydınlığı bu ruhsal coşkunun kabına, zihne, gönle ve bedene yansırsa; bu ihtişam karşısında onlar da kıskançlık duyacaklardır.
|