|
Bilgi: 01 - 26.02.2004/02.40
"Gök kubbede bir hoş seda olmak!" ne güzel, dillenenler için!
Her dilin, özden ve külden bir akışı vardır ve her akış kendi ifadesin!, anlamlaşır şekle soktuğu sürece ses getirir. Bu yüzden kolaya kaçmak ve nehirlerin aktığı kaynaklardan yudumlamak değil; düşünce okyanusuna (ummanına) dalıp, ondan denizler, göller yaratmak gerek! Okyanusta damlacık olmak, o külde küllü kavramak gerek... Derelerle nehirler de sonunda o ummana kavuşmak için çırpınırlar ve kendilerim onunla birleştirmenin, onda erimenin, helak olmanın aşkına kaptırırlar...
O "BÎR" kapısından geçtikten sonra, ki buna YASAL Alem deriz Biz, yeniden doğum yoktur, artık! Çünkü güç öyle bir güçtür ki, ışık öyle bir ışıktır ki, maddeyi yakar. Madde dayanamaz, helak olur... O zaman, bilgi dağıtılır, bir yerine birçok kişiye dağılır ve yukarıdaki gücün yansıması, aksi, maddede bir cemaat/topluluk olarak belirir. Bu kişiler, aynı kaynağın suyunu yudumlarlar ve aynı frekansta titreşirler. Bu yüzden de, bir yerine 10 kişi, 20 kişi, 50 kişi olurlar!
Hepsi de o kişi olduklarını söylerler; aslında o enerjiyi soğuran, o yüksek ışığın aynalarıdırlar! Ve yaradanlık mertebesine ulaşan o kudretin yeryüzündeki dubleleridirler.
|
|
Asıllar makamdadır, dubleler görevdedir; bu bir bayrak yarışıdır, ilk yaratımda şuursuz olan makamlar, artık şuurlanmıştır ve görev üstlenmiştir. Kademe kademe de şuurlanmaktadır... ki gün gelecek, makamın kendisi, maddeye inmiş ve maddede kendini ifade etmiş olacaktır. Bu kadar!
|